söz

2018-01-22 21:56:00

Söylesene yakaza Beklediğim durakta neden otobüs geçmez. Devamı

söz

2018-01-22 21:53:00

Belkide yaramızı iyileştirecek bir tövbe dir. Belkide yaramıza iyi gelecek bir dua dır. | ahmet han osmanlı Devamı

söz

2018-01-22 21:52:00

Yarım kalmış niyetlerin tek kalmış insanıyım. | ahmethanosmanlı Devamı

söz

2018-01-22 21:50:00

Kalp hedefine ulaşmak için yüz yol bulur da Dil bir yoldan başka bilmez. | ahmethanosmanlı Devamı

resim

2018-01-22 21:48:00

Devamı

resim

2018-01-22 21:44:00

Devamı

2018-01-22 21:35:00

  Yapamadıklarımız Yapacaklarımızın yerini alsın diye Kırk dere de Kırk takla atıyoruz.   | ahmet han OSMANLI Devamı

namaz

2018-01-22 21:26:00

Namaz varlığa bakıştır. | ahmet han OSMANLI Devamı

Mürşid ile tevbeye mecburmuyuz ... Dr: Dilaver SELVİ

2015-07-04 17:42:00

"Bir mümin, diğer mümin kardeşine: “Gel, bir Allah dostunun elinde tevbe et, istikamet bul.” diye tavsiyede bulunduğunda bazıları bu daveti hoş görmekte. Bazıları ise: “Ben tek başıma tevbe edemez miyim? Tevbe için başkasına ne hacet? Tevbe için tekkeye-Mekke’ye gitmenin ne gereği var? Ayrıca mürşidle tevbe dinde var mı? Allah ile kul arasına kimse giremez.” diye itiraz ve tenkitte bulunmaktalar. İlk bakışta çok makul gözüken bu itiraz ve tenkit gerçekte ne kadar haklı?... Bir mürşidle tevbeye davet eden kimsenin davet ettiği mürşid kâmil ve kendisi de samimi ise, bu davetiyle sevap kazanır. Davetine uyan ve tevbe edip istikamet bulan kimsenin işlediği hayırlardan bir hisse de kendisi alır. İtiraz ve tenkid edenin ise ona bir zararı olmaz. Böyle bir daveti kabul etmeyenlerin bir kısmı mazur, bir kısmı sorumlu olurlar. Mazur olan kimse, tevbe etmeye karşı çıkmaz, tevbenin farz olduğunu bilir. Allah dostlarını sever, sevilmesi gerektiğini söyler ve onlarla beraber olmayı ister. Fakat bu zamanda gerçek mürşid kalmadı diye daveti ihtiyatla karşılar.  Bu kimsenin imandan değil, ihsandan zararı vardır. Yani kâmil mürşidle elde edeceği büyük menfaatları farkedemediği için birçok hayırdan mahrum kalır. Ancak güzel niyeti ve edebinin kendisini bir gün o cevherle buluşturması umulur. Sorumlu olan kimse ise ya cahil, ya da bilen birisidir. Cahil kimse, dinde olan bir şeye yok demekle veya hayrı şer, şerri hayır görmekle mesul olur. Bilenin ise benlik ve kibri kalbini öldürür. Bu kimse yalnızca kendi bildiğini hak görür, başkasına hak vermez. Önüne konan ayeti kendince yorumlar, hadisi inkara gider, alimlerin sözlerini küçümser, hep ben bilirim der ve hayra yönelen kimsenin yolunu keser. Bundan do... Devamı

Vasiyetim olsun : Vefayla kal can!

2010-10-09 15:27:00

Ayrılıklar geceye benzer. Bütün yarınlar da sabaha can!   Geceye az kaldı. Ayrılık, gelini götürmeye gelen düğün alayı gibi kapımızda. Kimler ayrılmadı ki canından. Ayrılığı, cennetten ayrılan Hz. Adem’e sor. Tufan’da oğlunu dalgaların pençesinde bırakan Hz. Nuh’a, Yusuf’u için inleyen Hz. Yakub’a, içindeki ejderle boğuşan Züleyha’ya, yüreğinin sesini susturmak için bileğiyle dağları oyan Ferhad’a, Şems için kavrulan Mevlâna’ya, binlerce evlâdını gurbete gönderen Anadolu’ya, en çok da Resulü’nü Medine’ye gönderen o kutsal diyâra, hasılı gidenin ardından bakıp kalanlara, ocak gibi yananlara sor. Geride kalan, hep inleyendir ana misali, can! Giden hep yârdır, ‘can’dan ‘can’dır. Her şeyi alıp götüren de ‘o’dur, götürdüklerinin iki mislini geride bırakan da… Giderken arkada bıraktıklarına son bir kere bakıp da öyle gitmeli insan. Yaşadıklarını, paylaştıklarını gönül heybesine yerleştirmeli. Paylaşılan andır, zamandır, dönüşü olmayandır. Paylaşılan hayattır can! Vefâlı olmalı insan. Vefânın dersini Kur’andan; âlemlerin muallimi, Gönüllerin Sultanı’ndan, O’nun nurlu ashâbından almalı. Olmalı insan, önce kul olmalı. Olmadan evvel ölmeli, ölmeden önce olmayı tamamlamalı. Nasıl mı olmalı? Hak dostları gibi vefâ kahramanı olmalı. “Vallahi O söylüyorsa doğrudur. Ben O’nun verâların verâsından haberler getirdiğine inanıyorum.” diyen, sadakat ve vefâdan bir lâhza ayrılmayan Hz. Ebubekir gibi olmalı. Allah Resulü’ne; “Kendisinden meleklerin bile hayâ etmekte o... Devamı

ASK...

2010-10-04 11:41:00

"Sevgi" canli varligin, haz veren bir nesneye karsi meyil duymasidir. Söz konusu meylin pekisip güçlenmesi haline «ask» denir. Ask duygusu, askin sevgilisine kul olmasi ve sahip oldugu her seyi ugrunda feda etmesine yol açacagi bir dereceye varabilir. Züteyha'nin Hz. Yusuf'a (A.S.) karsi duydugu askin ne dereceye vardigina bir baksana, Kadinin bütün servet ve güzelligi bu ugurda gitmis. Yetmis deve yükü mücevher ve gerdanliginin var oldugu söylenir, hepsini Hz. Yusuf'un (A.S.) aski ugruna harcamis. «Bu gün Hz. Yusuf'u gördüm» diyen herkese eline geceni zengin edecek degerde bir mücevher vere vere elinde hiç bir sey kalmamis. Asiri askindan dolayi diger her sey aklindan çiktigi için karsilastigi her seyi «Yusuf» diye çagirir olmus, o kadar ki, basini göge kaldirdigi zaman Hz. Yusuf'un (A.S.) adini yildizlarin üzerinde yazili görürmüs. Rivayete göre Züleyha iman edip Hz. Yusuf (A.S.) onunla evlendikten sonra eski asigi ve yeni kocasindan ayri yasamaya yönelerek kendisini ibadete vermis, varligini tamamen Allah (C.C)'a adamis. Hz. Yusuf (A.S.) kendisini gündüz yataga cagirsa «aksama» diye savar, aksam çagirinca da «yarina» diye ertelermis. Nihayet bir gün Hz. Yusuf'a (A.S.) demis ki: «ben sana Allah (C.C)'i tanimadan önce asik olmustum, fakat O'nu taniyinca kendisine karsi duydugum muhabbet, diger her seyin sevgisini gönlümden giderdi. O'nun sevgisine bedel istemiyorum.» Hz. Yusuf (A.S.) Züleyna'nin bu sözlerine söyle karsilik verdi: «seninle birlesmemi emreden ulu Allah (C.C)'dir. Senden iki çocugumuz olacagini ve bunlari Peygamber olarak görevlendirece... Devamı

TEVBE ( Seyda Hz'nin dilinden )

2010-09-28 18:41:00

  TEVBE Bir gün Seyda Muhammed  Raşid Hz.leri "Siz bilir misiniz Gavs (ks) Hazretleri neden böyle büyük bir zat oldu?" Cemaat sükut etti.   Seyda Hazretleri devamla "Gavs Hazretleri tevbe verirken kendisi de tevbe edenle birlikte kendi günahlari için Allah'a tevbe ederdi" diye buyurmuşlardır.    Alemlerin Rabbi ilahî kanununda nasıl hareket etmemizi gerektiğini belirtmiş, gitmemiz gereken yolu göstermiş, yolunu şaşırıp sapıtanlar için de dönüşü kolaylaştırsın diye tevbe maddesini koymuştur. İnsan günah işleyip, emirlere karşı gelipte gönülden pişmanlık duyarak tevbe ederse, Allahu Teala onun bu tevbesini kabul eder, günahını affeder.    Tevbe çok büyük, çok yüksek mana ifade eden bir lütf-u ilahidir, Alemlerin Rabbinin büyük bir rahmetidir.   Tevbe, ömrünün büyük bir kısmını ilahi kanunun dışında geçiren kimsenin af dileyerek tevbe etmesi halinde bu zaman boyunca yapmış olduğu günah ve hataların silinmesine neden olan bir Kerem-i İlahidir. Kulunu böylece temizleyen Allahu Teala'nm keremi bu kadar çok, şanı bu kadar yüce, rahmeti bu derece coşkundur.   İnsan yetmiş-seksen senelik koca koca bir Ömrü isyan ve günahla geçirmiş olsa, ne kadar kötü, ne kadar gaddar merhamet ve şefkatten mahrum olsa bile onun bütün kusurlarının tek kelimeyle silen Cenab-ı Hakk'ın rahmet, kerem ve ihsanının hayranı olmamak mümkün değildir.   Halbuki biz insanlar ise, hayatı boyunca bize iyilik yapmış bir kimsenin, bir seferlik olsun bize karşı gelmesine, hasmâne davranmasına dayanamayız ve ilk fırsatta o kimseyi ağır bir şekilde cezalandırmakda ... Devamı

Tercih

2010-09-14 17:50:00

Tercih* Akif Cemil Hiç red edenle hicret eden bir mi ki? Hicret odağı altı yüz yirmi iki O günden bu güne göç devam ediyor Bugünden o günlere selâm gidiyor Hicrete yataklık eden Aliler Al-i Beytten doğuyor nice veliler Dirilmez zannetme bir daha hiç ölü Göllere çevirir dilerse Hak çölü O, İkinin Biri;ne mahzun olma; der O mağara ki davaya rahm-i mader Evet her zaman inananladır Allah Bunun en büyük şahidi Rasulullah Güvenlik görevlisi olur güvercin Bulamaz onları ne insan ne bir cin Görülmez bir tarzda perde örümcek Allah dilerse onlar görünmeyecek Kâinat Nuruna Ensar açtı kucak Muhacirin sığınağı Kutlu Bucak Artık mimlendi bak deniyyet mimlendi Gerçek medeniyet Yesribde çimlendi. * Başlık tersinden de okunabilir Devamı

Affedilme Ümidi

2010-09-14 17:45:00

Affedilme Ümidi Mustafa Özer Benimkisi Nasır tutmuş bir hikâye Acziyetimi okuyorum Avuç çizgilerimde… Affedilmeyi bekliyorum Ağlamak Tufanmış günahlarıma Birkaç iyilik kalmış gemimde Boşunaymış bunca şeyi isteyişim Bir inatmış 'yaşamak' dediğim Sevgili'nin gemisine al beni Şimdilerde gölgem ardımda Yönüm güneşe dönük Geceleri yeni yıldızlar görüp Gözlerime takıyorum Sabır kumbaramda Ümit biriktirdim Bir bekleyiş benimkisi Affedilmeyi bekliyorum Devamı

Kadir gecemiz mübarek olsun.

2010-09-05 18:11:00

KADİR GECESİNİN GİZLENMESİ: Diyanet İşleri Başkanlığı'nın açıklamasına göre Bugün Kadir Gecesi... Ama özünde Kadir gecesinin tarihi tam olarak bilinmemektedir. Bu gecenin gizlenmesinde de pek çok sırlar vardır.  Öncelikle her gecenin Kadir gecesi gibi değerlendirilmesi gerektiği düşüncesi hâkimdir. Kadir Suresi’nin 1-5. ayetlerinde bu geceyle ilgili şöyle denilmektedir; “Biz o Kur’a’nı Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin niteliğini sana gösteren nedir? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh, Rablerinin izniyle o gecede her iş için iner de iner. Bir esenlik ve huzur vardır; sürüp gider o, tan yeri ağarıncaya kadar.” Dediğimiz gibi Kadir gecesinin ne zaman olduğu kesin olarak bilinmiyor. Fakat ramazanın son on gecesinde olma ihtimali ağır basıyor. KADİR GECESİ PEYGAMBERİMİZİN ETTİĞİ ÖZEL DUA... KADİR GECESİ BU DUAYI EDİN Hazreti Muhammed Kadir Gecesi için şöyle demiştir; “Kim Kadir Gecesi’nde inanarak, ihlas ile o geceyi ibadetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır.” “Kadir Gecesi yatsı namazında cemaatte hazır bulunan, ondan nasibini almıştır.” EDİLMESİ GEREKEN DUA Hz.Aişe (r.a.) şöyle diyor : -Dedim ki: Ya Rasulallah, Kadir Gecesi’ni bilirsem onda ne şekilde dua edeyim? Şöyle buyurdu: - Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa’fü anni. (Allah’ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.) KADİR GECESİ HANGİ GECEDİR? PEYGAMBERİMİZ NE DİYOR? KADİR GECESİ HANGİ GECEDİR? Kadir gecesi Ramazan ayı içindedir. Kadir gecesinin hangi gece olduğu, kesin olarak belli değildir. Kadir gecesini soran bir zata, Peygamber efe... Devamı

aklım ve kalbim kaybettiği ahenge yeniden kavuşsun…

2010-09-01 18:17:00

Çok zor geliyor artık yalnız olmak, çevrendekilere içindeki   fırtınaları anlatamamak, onların basit düz mantıklarına katlanmak, geçici dünyanın sahtre renkleri ve yapay zevkleri karşısında sarhoş olmalarını anlayamamak… istediğin anda sarılacağın bir dost bulamamak, sarılamamak, omuzuna yaslanıp ağlıyamamak… derin gözlerinde kaybolupta huzur bulamamak… çok zor, çok ağır geliyor artık…   Öyle zor ki, seni seviyorum diyen yüreklerin, sahteliğini ve yüzeyselliğini görmek, hiçbir zaman karşılığını göremiyeceğini bildiğin derinlikte karşılık vermek ve sevmek… beni anladıklarını sandıkları anlarda tebessüm edip, yalnızlığımı hissettirmemek… Öyle zor ki, görmek, susmak, tek başına düşünüp, tek başıma yaşamak zorunda olmak… her gün bencil kalabalıklar içerisinde, kazanma ve sahip olma hırsının telaşında, aslından uzaklaşmış bedenler ortasında kalmak, huzurlu yaşamanın savaşında olmak… yara almak, bağırmak, acı duymak ama sesini duyuramamak…   Kanserli bir hastanın sekarat anı gibi geliyor şu dünyanın yaşadığımız andaki tabiat ve zamanı…. Ve nefret ediyorum, dünyanın sonu geldi ile başlayan cümlelerden, böyle söyleyipte hiçbir şey yapmayan beyinlerden…  O kadar sıkılım ki; Toplumun  iki yüzlülüğünden, sahte duyarlılıklarından…… her telden çalan, ve her telden oynayan, fikir dansözlerinden ve kendi acziyetlarini gizleyebildiklerini sandıkları maskelerinden…   Evet biliyorum, herkesin kendine göre büyük  acıları, bitip tükenmek bilmeyen hayat kavgaları, unutamadıkları aşkları, vazgeçemedikleri sevdaları, bir türlü aşamadıkl... Devamı

Sofilerin birbirine küsmesi

2010-08-28 16:39:00

Kardeşlik Sevgisi Bu yolda ilerlemenin şartı mürşidi sevmeye bağlıdır. Mürşid sevgisinin artması için de mürşid rabıtası ve sohbeti lazımdır. Sevgi arttığı nisbette istifade de artar. İnsanın mürşide sevgisi artmıyorsa yerinde sayıyor demektir. Kardeşler! Sofilerin, vekillerin birbirine küsmesi çok zararlıdır. ister vekile küssün ister birbirine küssün farketmez. Bu yolda sâdât-ı kirâm efendilerimiz, sofinin sofiye darılıp küsmesini, sofinin mürşidine küsmesi gibi kabul ediyorlar. Sen mürşidine küsersen mürşidden menfaat görür müsün? O zaman çok tehlikedir. Sofi sofiye ne için kızıyor? Hakkında bir söz söylemiştir, duymuştur; bir yanlış hareketi olmuştur, bir günah işlemiştir, o da yüzüne vurmuştur. Aslında bunların hepsi affedilebilecek şeylerdir. Mürid, bütün bunları, mürşidin hatırına affeder, geçer. Allah Teâlâ bizi bir mürşide manevi evlat yapmış. Onların üzerimizde hatırı vardır. Mürid, bu şekilde düşünürse Sadât-ı kirâm efendilerimiz de onu çok sever. O sofinin istifadesi de çok fazla olur. Affetmekle çok büyük şey kazanır. Onun için kardeşinin bir kusurundan dolayı ona kızıp küsme! Onu affet; hem senin istifaden olsun, hem aranızdaki muhabbet devam etsin. İki kişi arasındaki kırgınlıkta bu yolun bir suçu yoktur. Bir mürşidin yanında dizi dibinde buluşamayan iki kardeş arasına, şeytan girerse çözüm ne dir? Mürşidin dizinin dibinden ayrılmamaktır. O zaman şey tan da uzaklaşır gider. Araya kardeşliğin muhabbeti girer. Yar ile Şimdi – Dr.Ahmet Çağıl _____________________________ dervisler.net ten alin... Devamı

Gel deki, Geleyim!

2010-08-24 16:36:00

  Sana doğrultuyorum yönümü, yüreğimi… çığ düşmüş yollarıma… Sensiz kalmayı kaldırmıyor yüreğim, ölümüne özlüyorum seni. Hasretin yaktığı günlerle geçip gidiyor ömrüm... Ateşi sönmüş bir küldeyim, her yer karanlık; yalnız bırakılmış çöllere dönüyorum… Gel deki, artık geleyim senin diyarına ey Sevgili… Yağmura hasret topraklar gibi çatlak çatlak dudaklarım. Çatlayan dudağım, susayan kalbim, gül kokan nefesine hasret… Gel deki, özlemde gül damlıyor, gül’de özlem!.. Baktığım her kıyıda sevda kokuyor güller, ayrılıklar özlem kokuyor … Gel deki, geleyim de nisan yağmuru gibi yağ üzerime, söndür içimdeki ayrılık ateşini… Bil ki, sensiz hasretin ve acının yangınında kar yığını bir şarkıdır dudağımda zaman… Bil ki, sensiz bir yanı mecnundur kıyılarımın bir yanı leyla… Bir yanı Yusuf’tur kuyularımın bir yanı Züleyha… Gel deki Allah aşkına geleyim artık... Ey Sevgili aşk ehlinin Sultanı, ey aşk iksiri, güzelliklerin yüreği, sevda mevsiminin en güzel iklimi gel deki, artık geleyim. Sana saklıyorum içimin gizli yollarını. Salkım söğütler gibi eğiyorum başımı önünde. Yürek tellerimde hasret ateşleri yakıp, bu yangınla bekliyorum… Gel deki, artık ey çölleri cennete çeviren Sevgili… Geleyim artık Bil ki, sabrımın son sınırındayım… Bil ki, her gece rüyalarımda sana geliyorum, gel demesende… Ah! neylerim nerelere giderim, sensiz neyleyim. gözlerim uzaklarda, sanki hep hadi gel diyecekmişsin gibi yollara bakıyorum… Her gece gözyaşımın şiirini yazıyorum, iç... Devamı

En Güzel Baba

2010-08-22 23:43:00

Peygamberlerin baba-evlat ilişkilerine dair örnekleri Kur'ân-ı Kerim'de görebilmekteyiz. Ayetlerde Hz. İbrahim'in Hz. Yakub'un evlatlarıyla olan diyaloglarındaki "yavrucuğum oğulcuğum" ifadeleri insanlar için örnek karakterler olan Peygamberlerden mesajlar olarak yansımaktadır günümüze... Peygamber Efendimizin ise peygamber atalarından farkı O'nun kız çocuklarını hor gören bir topluma gönderilmesi ve getirdiği din ile kız-erkek ayırımını ortadan kaldırmaya muvaffak olmasıdır. Bir diğer ifadeyle pek çok peygamber gibi Sevgili Peygamberimiz de baba olmuştur; ancak O severek değer verdiği kızlarıyla toplumunda inkılap meydana getiren bir baba olmuştur. Ayrıca O bir babanın yaşaması muhtemel tüm sevinçleri hüzünleri ve acıları hayatında bizzat yaşamış ve karşılaştığı her durumda bir "güzel kul"un sergilemesi gereken tavırları sergileyerek ümmetine bu konudada "En Güzel Örnek" olmuştur. Aşağıdaki satırlarda Sevgili Peygamberimizin (sav) hayatından yaşanmış birtakım hatıralara yer vererek günümüzün babaları ya da ebeveynleri için çıkarabileceğimiz mesajları tespit etmeye çalışacağız. Kıymetli okuyucum. Resûl-i Ekrem (sav) Efendimizin altısı Hz.Hatice'den biri de Hz. Mariye'den olmak üzere yedi çocuğu dünyaya gelmiştir. İsimleri Kasım Zeynep Rukiye Ümmü Gülsüm Fâtıma Abdullah ve İbrahim olan evlatlarından Kasım Abdullah ve İbrahim isimli oğulları küçük yaşlarda vefat etmişlerdir. Kızları ise büyüyüp yetişkinlik çağına gelmiş ve evlenmişlerdir. Ancak Hz.Fâtıma dışındaki Hz.Zeynep Hz.Rukiye ve Hz.Ümmü Gülsüm Sevgili Peygamberimiz (sav) daha hayattayken ahrete irtihal etmişlerd... Devamı

Ayların efendisi

2010-08-15 11:50:00

Nefsim ve Ben   Ramazan ismi Kur’an’da açıkça geçen ve övülen bir aydır. Bundan dolayıdır ki; Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Eğer kullar, ramazanda neler olduğunu bilseydiler elbette ümmetim bütün senenin ramazan olmasını isterdi.” (1) Ramazanda, Kur’anı Kerim’in nazil olması, orucun tutulması ve Kadir gecesinin kendisinde bulunması bakımından büyük fazileti vardır. Hatta Mücahid, ‘Ramazan’ demeyin çünkü Allahü Teâlâ’nın bir ismi de ‘Ramazan’dır. “Ramazan ayı” deyin, demiştir. (2) Allah Teâlâ; ramazan ayını diğer aylardan ayırt ederek övüyor ve bu ayı, Kur’anı Azim’i indirmek üzere bizzat kendisinin seçtiğini bildiriyor. (2 Bakara, 185) Bu ayın bütün ilâhî kitapların peygamberlere indirilmek üzere tahsis edilmiş ay olduğu hadiste şöyle bildirilmiştir: “İbrahim (a.s.)’in sayfaları ramazanı şerifin ilk gecesi indirildi, Tevrat altıncı gecesi, İncil on üçüncü gecesi, Kur’anı Kerim de yirmi dördüncü gecesi indirildi.” (3) Zebur, ramazanı şerifin on ikinci gecesi ‘indirilmiştir.” (4) “Ayların efendisi ramazan ayıdır. Hürmet bakımından en büyükleri ise zilhicce’dir.” (5) “Ümmetime, ramazanı şerif ayında beş haslet verilmiştir ki, onlar kendilerinden evvel hiç bir ümmete verilmemiştir. Oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha hoştur, iftar edinceye kadar melekler onlar için istiğfar eder. Allahü Teâlâ her gün cennetini süsler sonra (ona hitaben) yakında salih kullarım kendilerinden sıkıntı ve eziyetleri atıp sana vara... Devamı

SANA DAİR ...

2010-08-09 17:07:00

Ne bir ressamın fırçasında şekillenir, Ne bir filozofun felsefesinde hayat bulur, Ne bir matematikçi bendeki tekligini bulur, Ne bir tarihçinin ellerinde kaybolur anlatılmaz sevdam... Ne bir annenin cocuguna duydugu sevgi gibi, Ne bir bülbülün güle olan aşkı gibi degil, Anlatılmaz sevdam... Gecenin en olmaz saatinde, Sabahın güne merhaba dedigi ilk vakitte ben seni arıyorum, Semada zikre gark olmuş meleklerin duasıyla, Duama amin diyen CEBRAİL ALEYHİSSELAMLA ben seni arıyorum. Öyle benden öyle içtenki çözemiyorum... O ilk bakış beni benden eyledi, Askın yaktı beni hasretin kül eyledi, Yüregime adın,nakış nakış bir nazarla yer eyledi, Sevdan nalan,nurun geceme ışık eyledi, Öyle sevdiki gönül anlatılmaz sevdam... Asi nefsim boyun büktü, Yüregim yaradanın büyüklügünü gördü, Dudaklar konuştu tövbeler günahı örttü, Herşey Hakta birleşti batıllık yere çöktü, Umuttur yolun,anlatılmaz sevdam... Herşeyi seninle ögrendim,bir baba sevgisini seninle tattım. Bir amaca tutunup kalmayı, Dünyanın süsüne takılmamayı, sesinde aglamayı herşeyi sevdanla anladım. Tüm şüphelerden arınmış bir yürek taşıyorum, En temiz,en çıkarsız halimle ben seni yaşıyorum. Aşkıma son yok,kararlıyım,olmasada sonu varamasamda sana, Anlatamasamda sevdamı sen bilirsin GAVSIM bu aciz insanı... DURSUN ALİ ERZİNCANLI ... Devamı

Vukûf-i Zamânî (Yaşadığın ânın farkında ol)

2010-07-10 01:28:00

"Yaptığımız işlerin muhasebesini yapmalıyız. Kendi nefsimizi kandırmayalım. Allah (c.c) kalpleri biliyor. Onun rızası olmayan işte hayır yoktur. Kalbimizi nefis ve şeytana bırakmayalım. Düşman düşmana acımaz." "Kalbin gıdası zikirdir. Günahlar ise, şeytanın gıdasıdır. Kalbini diriltmek ve beslemek isteyen kimse Yüce Allah'ın zikrini çok yapmalıdır. Allah celle celâlühû bir kulunu sevmezse onun ağzına zikrini vermez. Zikir çekmeyen sûfî avamdır. Nakşî listesine sadece zikir çeken sufîler yazılır. İnsan zikir çeke çeke öyle bir duruma gelir ki; attığı her adımda Allah aklına gelir. İçtiği suda Allah aklına gelir. Her şeyde Allah'ın rızasını aramaya başlar. İşte iman budur. İmanı hakiki zikirde bulursun. Vücut Allah demeye başladı mı artık yatarken, otururken, ayaktayken, konuşurken, her halde Allah'ın razı olup olmadığını düşünürsün. Allah'ı sürekli düşünmek: İşte evliyalık budur. " Gavs-ı Sâni (kuddise sırruh) Vakıflar için hazırlanmış Semerkand Takvimi Ocak 2010'dan alınıtıdır. ... Devamı