cemd
21/10/2009
-
Bedâyı-i cihana bak, Cemâli kibriyayı gör
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
Rahmeti hudutsuz, inayeti sınırsız, merhameti sonsuz bizlere hidayet ve saadet bahşeden, Cennet ve Cemâlini ikram ve ihsan eden bilcümle alemin haliki, rezzakı ve mürebbisi olan yevm-i kıyametin Mâliki ve Meliki Allah-u Zül Celal vel Kemal Hazretlerine hamd ve sena ederiz. Herkesin gözü O’nun lütuf ve keremindedir.
Kitabı kâinata bak, meâli kibriyayı gör Bedâyı-i cihana bak, Cemâli kibriyayı gör Şevahiki cibâle bak, Celâlı kibriyayı gör
Zemine bak, semâya bak kemali kibriyayı gör.
Kainatın efendisi Hz.Muhammed (s.a.v) alemin ebedi hükümdarı manevisi kevneynin şeyhin şâhı daimisi, hayrü’l beşer, imam sakeleyn, hâtemünnebiyyin ve seyyidül mürselindir. Hak ve tevhid akidesinde en açık beyanda bulunan, örnek hayatıyla insan oğluna İslâm yolunu, hidayet ve sermedi saadeti gösteren iki cihan serveri Hz. Muhammed ve onun ezvacı tahiratına, ehl-i beytine, ashabına ve etbaına salatü selam olsun
Allah-u Teala Hazretleri, ilk olarak Peygamberimizin nurunu kendi nurundan halk etmiştir. Ne kadar ilahi fazilet, kutsi meziyet ve mümtaz vasıflar var ise insanı kamil olarak en güzel hasletler onda toplanmıştır. O yüce yaratan, Habibini insanlık âlemine rehnümâ, hidayet mürşidi ve hayrü’l enam olarak göndermiştir.
Evet bütün ehli kemal, kemali ve feyziO’ndan almışlardır. O’nun nurunun girmediği gönüller gafil, O’nun sevgisinden mahrum kalan kalpler karanlık, O’nun şefkatinden mahrum kalmış insanlar da bedbahttır. Allah (c.c.) Hz. Muhammed (s.a.v.) ve halifelerini (r.a.) insanlık alemine İslâm’ı tebliğ ve irşad için bir hidayet güneşi olarak göndermiştir.
Allah-ü Teala insanı milyonlarca mahluk içerisinde mümtaz, mükemmel ve mükerrem olarak yaratmıştır. Mü’minler bu güzel vasfı idrak ederek Allah’ın kelamına ve Resulünün beyanlarına kulak verip bunları ihlasla yaparsa muhakkak felaha erer, saadet-i uzmaya nail olur. Cenab-ı Hakkın Meleklere karşı iftihar ettiği mükerrem insanlar zümresine dahil olur.
Rabb-ı zül Celalimizin varlıkların efendisi ve mahlukların en şereflisi olarak yarattığı insan için hakkı sevmek, hakka hizmet etmek ve akibette Cemâl-i Hakk’a ermekten daha büyük hazz-ı manevi yoktur.
Zerrelerden kürrelere kadar bütün kainat insanın emrine muti ve musahhar kılınmış, adedi yüz binleri aşan peygamberler insanların hidayeti için gönderilmiş, içindeki irfan desdeleri ile nur kaynağı ilahi kitaplar insanların önüne ve yönüne ışık tutsun diye indirilmiştir. Allah dostları da her devirde insanlara nur saçmışlar, ışık tutmuşlar, kâmil insanlar yetiştirmişlerdir Allah-ü Teala şöyle buyuruyor: “ Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı beğendim...” (Maide Sûresi Âyet, 3)
Bunun içindir ki, mü’minlerin güçlerinin yettiği ölçüde Kur’an ve hadisleri öğrenmeye ve anlamaya cehd ve gayret ettikleri görülür. Yağmur damlaları yeryüzüne indiğinde arzı ihya ettiği gibi Kur’an’ın nur kelimeleri ve onların lâhûtî manaları gönüllere nüfus edince, insana hakiki hayatın manevi zevkini tattırır. Gerçek İslâm kitaba inkiyat, sünnete ittibadır. Saadet asrını haliyle, kaliyle yaşamaktır. Hakiki müslümanlık da budur. Hak ehli olan usûlü va’z eder gayeyi gösterir. Hak aşığı ise evvela usulü bulur, sonra gayeye ulaşır.
Şeriat-ı garra ve sünnet-i seniyyeyi bihakkın yaşamak nefis tezkiyesi ve kalb tasfiyesiyle mümkündür. O da manevi bir yola sülük etmekle elde edilir ve de lazımdır.
On dört asırdan beride böyle olagelmiştir. Günümüzde de buna şiddetle ihtiyaç vardır. Böylece müslümanlar Kur’an-ı Mübinde ve sünnet-i seniyyede tarif edilen izzet ve şereflerine kavuşabileceklerdir. Biiznillah ehlullahın sohbetiyle mürde ve gafil gönüller bahar günleri gibi yeşerir ve hayat bulur. Onun içindir ki Allah’ın velileri ölmez diridirler. Onlar Allah’ın Hayy ismine mazhar olmuşlardır. Bu veli kullar dar-ı dünyadan berzah alemine imanlı olarak geçiverirler. O veli kullar ki dünya zevkini ehline, ahiret zevkini yine ehline bırakıp Allah ile beraberolmuşlardır. Onlar cennet ve cehennemi unutup ancak Allah için ibadet ederler.O’nunla bulundukları an iki cihanda cennet, O’ndan ayrı oldukları an iki cihan da cehennem olur. Ancak O’nu bilirler. Başkalarına gaib olan onlar tarafından bilinmiştir. Vücudları bir yerde iken gönülleri arşta, kürside sohbette bulunurlar. Onlar vücudlarıyla miraç etmezler. Fakat ruhlarıyla miraç ederler. Cenab-ı Hakk’ı gözleriyle görmezler, fakat esrarıyla müşahede ederler. Onlar dinar ve dirhemsiz ağniya, taleb-i ilimsiz ümeradırlar. Onların akvâli, nebevi; ef’ali, melekî; ahlâkı ilâhîdir. Onlar iki cihan nurunun maiyyetinde gönüllü kurbanlardır. Hakiki zakir ve veliyyi kamil,şeriat, tarikat, hakikat ve marifet mertebelerine müstenit İslâm dininin cihan şumul vahdet akidesini bihakkin taşıyan onu bizzat yaşayan ve tatbik eden zattır. Onun için ariflerin sohbeti aynî ibadet ve tevhiddir.
Bu makam velilerin hali olup, kesret aleminde vahdet müşahede eden evliyayı muhakkıkîn bu sermedi zevki söze sığdırmak, tarif etmek için hususi bir lisanla konuşmuşlardır ki onun adına tasavvuf denir. İslâm ve hakikat bilgisi, saadet ve selamet yolu, huzur ve beka duygusudur
|
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
25/9/2009
-
O, Yegane Sığınak; O, Biricik Sevgili...

O, Yegane Sığınak; O, Biricik Sevgili...
Bu bir aşktı. Bir güzellikti bu. Güzellik ile aşkın paralellik prizmasıydı. Bu güzellik cihanı gösteren bir ayna; bu aşk o aynanın cilasıydı. Güzellik olmasa aşk ortaya çıkmaz; aşk olmasa güzellik yüz göstermez.Aşksız güzellik bayağıdır; güzellikse aşk pazarında mezat...
İşte Leylâ, işte Mecnun. Mecnun rahatı arttıran bir sırça kadeh; Leylâ onun saf şarabı. Mecnun'un olgunluğu Leylâ'dan; Leylâ'nın dilberliği Mecnun'dan. İki bedene bir gerçek; iki surete bir ruh.
Buydu Leylâ'yı perilerle tarttıran, hurilere kıskandıran. Buydu, canına Mecnun'un cemal ateşini vuran. Belâ da buydu, yangın da. Dert ile ağlayan da bu, derde salan da. Çaresizlerin çaresi, hastaların merhemi.
O'ydu yegâne dert ortağı.
O'ydu her kapıyı açan ve kapayan.
O'ydu suretleri ve canları bilen. Her şeye hâkim olan O; her şeyi takdir eden O.
Her şeye rıza da O'ndan; “Lâ” ve “İllâ”nın sahibi de O...
Var eden de, yok eden de O...
O, yegâne sığınak; O, biricik Sevgili.
İskender PALA - Leyla ile Mecnun kitabından
|
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/2/2008
-
YA RAHMAN,kavuşmak için yanar bu can :(
ALLAH'ım değil namerte,eyleme merte dahi muhtaç, SENDEN başka kapıya gitmez ,olsa da bu gönlü aç ! SANA kavuşmak ümidim,bana salihlerin yoluna aç, SANA geldim,YA SUBHAN kavuşmak için yanar bu can..
Gafle düşer gönlüm ,zaman-zaman günahkarım, Tevbe eder dönerim,ne yaptıysam pişmanım, SEN bağışlıyansın tövbemle huzurundayım, SANA geldim,YA GAFFAR! kavuşmak için yanar bu can..
Sameler olan için,ölüm en güzel gün, Yüreğimde iman ateşi,korkuyorum sönmesin bir gün, Son ahiri zaman,ÜMMED-İ MUHAMMED üzgün, SANA geldim YA RAHMAN,kavuşmak için yanar bu can |
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
25/12/2007
-
99 Esma 99 Dua...
26/11/2007
-
İki Hece, Tek Yürek Atışı
|
Bir ses çınlatiyor kulaklarımı,
arzdan bir tınlama sarıyor bedenimi, beynim işlevselliğini yitiriyor.
Feryadima bir cevap, çok ötelerden bir kokuyla geliyor atmosferime.
Binbir renk anka kuşları, uçuyor boşlukta...
Bir ses, bir ses geliyor kulaklarıma, iki hece, tek yürek atışı...
Öylesine doyumsuz, öylesine vazgeçilmez ki...
Bir ses geliyor yüreğime, rüzgar beyaz tülleri uçuruyor,
bir neyzenin nefesindeki noktasız o kelimeyle, huzura bulayıp
heryeri dolaşıp duruyor dört bir yanimda.
Öylesi güzel ki, yüzümdeki tebessümün son-suzluğa uzanan boyutu...
Öylesi güzel ki, ötesini hayal etmek fiziğin...
Ayaklarımın yerden kesilip Yaradan'a teslimiyeti...
Öylesine güzel ki, Kur'an sesleriyle mest olan bir
aleme misafir olmak, katlarda çekilen tesbihlerle
bir zikir şölenine konukluk...
Öylesine güzel ki, Hakk'ı tavsiye edip sabredenlerle hemhal olmak...
Hayal bile olsa öylesine güzel ki, Yaradan'ı seyir...
Senin Adın'la, doksan dokuz, hatta sonsuza varan en güzel isimlerle Sen demek; , , ,
demek.
Adın ne güzel Rabbim...
Hiçliğimin, acizliğimin, bir nokta misali ufalıp, değerimi
yitirdiğimin, görüntüsüz, fulu bir hale geldiğimin tek ispatı.
Oysa ben bir hiçmişim, oysa ben ne hoyrat harcamişim her anımı,
Adın'ı zikretmeden. Meğer ne zavallıymış zamanın Sensiz gecen kısmı.
Adın ne güzel, Adın ne güzel Rabbim.
İki hece, tek yürek atışı... Öylesi güzel ki, Adın!...
İçimde kavgalar bitmiş, dünya şuracıkta dursun der gibiyim şu an.
Senin Adın'la gözlerimi kapayip zahiri unutmak ve ebedi hayatin
kapısından içeri girmek ne güzel. İnce ince işlenmis, göz nuruyla
bezenmiş çini misali, yüreğimin süslenişi.
Ne güzel Adın!...
Nasıl da yakıştı kalbimin hecesine...
İki hece, tek yürek atışı...
Daha önce hiç farketmemiştim, Adın'la zenginleştiğimi,
sonsuz bir hazineye doğru yol aldığımı.
Öylesi güzel ki, adın!...
Az önce bir arkadaş verdin bana...
Adı, huzur. Ne de güzel ona yaslayıp başımı,
hiç konuşmadan anlaşmak.
Hiç gitmesin istiyorum yanımdan. Sen diyor,
Sen diyor hep.
Aman Yarabbi!!!
Ne güzel bir dost, adı huzur, adı huzur.
İki hece, tek yürek atışı...
Bugün bütün beyazlar, bütün maviler,
hatta bütün turuncular hatta en güzeli yesilin,
bir baska güzel.
Sen, bir baskasin bugün ya da ben.
Lakin yanilmiyorum galiba bugün herşey çok güzel, en çok da
Sen, en çok da Sen, Rabbim.
Az önce gözlerime gelen, yanaklarımdan
süzülüp düşerken tuttuğum gözyaşlarımı doyasıya sevdim.
Nedenini bilmiyorum ama hıçkırarak ağlıyorum, kulaklarımda aynı ses.
İki hece, tek yürek atışı...
Öylesi güzel ki, Adın!...
İçimi saran tuhaf bir hasretlik,
kasıp kavuran bir yangın, büyüyor sanki.
Hiç böylesine bir özlem çekmemiştim.
Tarifini bulamıyorum, Sen varken bile Sensizliği yaşamak gibi.
Gelememek yanına ve görememek Seni, hiç bu kadar acıtmamıştı beni.
Hayalin ötesine geçip bir vuslat anını yaşamak için neler vermezdim ki...
Adın bile bu kadar mest etmişken beni, kimbilir, kimbilir
Cemalin'i görmek nasıl da doyumsuz bir güzelliktir.
Sağır ve dilsiz bir gecede, Sana ait olan yüreğime bütün güzelliğiyle
Adın girdi.
Şahidim yıldızlar olsun!
Adın ne güzel Rabbim!
İki hece, tek yürek atışı...
Adın'la bütünleşmek, Adın'la kocaman bir ufka yol almak, Adın'la gönlüme yansıyan sıcacık bir huzura sahip olmak, ne güzel!... Ucu bucağı olmayan o bahçede gülleri koparmadan koklamak, incitmemek gülün yaprağını...
Papatyaları hiç etmemek, seviyor, sevmiyor tesellisinde... Ve güvercinlerin küçük gagasındaki kuru ekmeği paylasma telaşında, Senin sergilediğin en büyüleyici kainat filmini seyretmek.
Adın'la bugün, Ankara'nın puslu gecesinin aydınlığına kavuşma anını yaşamak ve sabah ezanıyla yeniden uyanışı karşılamak. Dokunulmamış, taptaze bir güne, Adın'la başlamak ne güzel... Ve kulaklarımda hala o ses; iki hece, tek yürek atışı...
Rabbim, Sana güvenmeyi öğrenmek, Seninle karşılığı olmaksızın sevmek herşeyi, beklentisiz olmak, vermek vermek ve hiç almamak, Seninle kalanını yaşamak ömrümün ne güzel. Sen Rabbimsin, bense bir YARATIĞIM. İşte bunu bilmek bir kez daha hissetmek, sonsuz hamdımın, şükrümün kabulü olsun. Dualarım ve Senden istemelerim hiç bitmeyecek. Artık ne istediğimi çok iyi biliyorum. Sadece Adın, sadece Adın...
Kainatın en güzel melodisi...
İki hece, tek yürek atışı...
Al-lah, Al-lah, Al-lah, Al-lah, Al-lah...
Adın ne güzel...
Adın güzel ötesi, Rabbim...
|
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
15/5/2007
-
YA VEKIL (cc)
|
YA VEKİL (C.C)
Ya Rab! lütfettiin güzellikleri,nimetleri yerinde kullanamamaktır çekincem...
ondan sebeptirki Sen'i Vekil kıldım. Sen ne yüce bir vekilsin...
Ben bilemem,gücüm yetmez,benim yerime işlerime Sen Vekil ol,şereflerdir bu fani yi... |
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
14/5/2007
-
ALLAH (cc)
|
O'nun için bir şey yap! O'na (cc) kendini beğendir bugün! "Seviyorum" diyorsun ya.
Hadi göster sevgini!.. O (CC) neyi seviyor, neyi sevmiyor öğren! VE Sev O'nun sevdiklerini, sevmediklerinden uzaklaş! Ki, O da sevsin seni. Seven elbet sevilir ama, lafta kalmasın sevgin. Hadi bugün göster O'na sevgini!..
Bilirsin, seven hep sevdiğini anlatır, "Bülbülün yüz hikâyesi varmış, hepsi de gül üstüne.." Bugün, ulaşabildiğin herkese O'nu (CC) anlat! O'nu ve O'nun en sevdiğini(SAV). Telefonla, yüzyüze, kavlen ve fiilen O'nu anlat!
O, sana senden de yakın olanı.. O, seni senden de iyi bileni.. O, sen O'nu bıraksan da seni asla bırakmayanı.. O, en güzel sevda türküsünü, ölümsüzlük bestesini.
Bilirsin, seven hep sevdiğini düşünür ya.. Bugün sen de hep O'nu düşün! O'nun hoşuna gidecek bir şey yap! Memnun et O'nu..
Meselâ; Şimdiye dek isteyip te yapamadığın bir emrini uygula bugün! Eğer örtülü değilsen, hiç çıkarmamak sözüyle, Bir başörtüsü al kendine! Kılamıyorsan, bugün namaza başla!
Meselâ; "Kur'anı mutlaka öğreneceğim" de! Biliyorsan, öğretmek için bir talebe bul kendine! Bir ayet ezberle ve uygula onu!.. Bugün bir hadis öğren ve öğret onu!..
Meselâ; bugün Sevgilini (CC) en az bir kişiyle tanıştır! Hiç tanımadığın birine selam ver! Bir yetimin başını okşa! Bir çocuğu sevindir bugün!
Meselâ; İşyerine giderken O'nu hatırlatacak bir hediye götür bugün, Ya da çal komşunun kapısını,yüreğini bölüş, O'nu (CC) anlat bu vesileyle.. Bugün O'nun için birşey yap!
Ama yalnız O'nun için.. Nefsini hiç karıştırma! Cennet hesapları yapma bugün, karşılık bekleme! Pazarlıksız, riyasız olsun her yaptığın.
Bugün şöyle bir düşün! Sevdiklerine ve hatta sevmediklerine, Ne kadar çok vakit ayırıyorsun?.. Fanî dediğin şu dünya için ne kadar çok çalışıyorsun?..
Yarım saat sürecek bir ziyaret için, On dakika sürecek bir yemek için, mutfakta ne kadar kalıyorsun?.. Nazlıca ağlayan yavrunun sesiyle nasıl fırlarsın yatağından, o soğuk gecede?.. İşverenin ay sonunda vereceği üç kuruş için nasıl kahredersin kendini?.. Sınıfını geçebilmek için, iyi not alabilmek için, nasıl geceni gündüzüne katarsın?.. Eşini, çocuklarını, anneni, babanı, nişanlını memnun etmek için nasıl da çırpınırsın. Tüm bunlar ve senin de ekleyebileceğin dahaları için yaptıklarının, SÖYLE, yüzde kaçını Allah için, Habibullah için yaptın bugüne kadar?.. Evet bugün sevgililer günü..
At kendini seccadeye, bir tövbe et, dönmemecesine.. O'nun sevmediği herşeye "elveda" de! Gözyaşların armağan olsun O'na.. Gözyaşların ve zaten O'nun olan yüreğin.. Bugün ve hergün!
Nurahasret .com . |
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|
|
Hakkımda
Bir El Tutki O da Seni Tutsun. |
|