Image Hosted by ImageShack.us
Dua - cemd - Blogcu <title> Dua - cemd - Blogcu



cemd

  • 16/9/2009 - Duâ Âdâbı
  • Kategori: Dua



    Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-dan rivâyete göre

    Hazret-i Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-
    Efendimiz buyurmuşlardır ki:

    "Sakın sizden biriniz duâ ederken "Yâ Rabb, dilersen beni mağfiret eyle, dilersen bana merhamet eyle" demesin. İstediğini sağlamca ve kat'ıyyetle istesin. Çünkü Allah'ı şu veya bu işe zorlayabilecek hiçbir kudret yoktur."(1)

    Yine Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-'dan rivâyet edildiğine göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:

    "Sizden herhangi biriniz" duâ ettim de kabul olunmadı" diyerek acele etmedikçe duâsı kabul olunur." (2)

    Duâ eden duâsında ısrar etmeli, devam etmelidir. Her halde er veya geç müstecâb olur.

    Bir de dünyâda müstecâb olmasa bile kul bunu yine kendi lehine bilip Allah'dan ümidini kesmemelidir. Duâ büyük bir ibâdet olduğu için âhırette de bir ecir ve sevâbı olur.

    Duânın âdabı pek çokdur. Bu cümleden olarak:

    1- Evvelâ abdestli bulunmak,
    2- Bir namazdan sonra yapılmak,
    3- Tevbe ve istiğfârını ve kemâl-i ihlâsını arzeylemek,
    4- Kıbleye yönelmek,
    5- Duâdan evvel Allah'a çokça hamd ü senâ etmek,
    6- Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hazretleri'ne çokça salât ve selâm eylemek,
    7- Duânın nihâyetini âmin ile bitirmek,
    8- Duâda yalnız kendisini düşünmeyip bütün sâlihleri ve bütün mü'minleri duâya müşterek kılmak,
    9- Bir hâcetini isterken ellerini semâya kaldırıp avuçlarını açarak duâ etmek,
    10- Kıtlık; umumî sıkıntı ve felâketlerin def'i için ise ellerinin dışını semâya çevirerek duâ etmek ve Allah'a sığınmak,


    11- Celb-i menfaat için yapılan duâların nihâyetinde ellerinin avuçlarını yüzüne mesh eylemek, def'-i mazarrat için yapılan duâlarda mesh edilmez.
    12- Duânın asıl anahtarı ise helâl lokma yemektir.

    Ebû Musa el-Eş'arî -radıyallahu anh-dan rivâyete göre Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hazretleri Hayber gazâsı'na giderken maiyyetinde bulunan ashab-ı kiram bir vâdiye vardıkta yüksek sesle tekbîr ve tehlîl ederek bağıra bağıra zikrullah etmeğe başladılar. Resûlullah -sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem- Hazretleri:

    "-Kendinize rıfk u merhamet ediniz. Zîra siz ne sağıra, ne de gâibe duâ ediyorsunuz. Ancak her şeyi hakkıyle işiten ve size sizden yakîn olan Allah'a duâ ediyorsunuz. Ve Allahü Teâlâ Hazretleri siz nerede olursanız berâberinizdedir" buyurdu.

    Yani; öyle kendinize bu derece bağırmakla zahmet vermenize hâcet yoktur. Cenâb-ı Hakk'a nisbetle hafî ve cehrî yapılan zikir müsâvidir.

    Ebû Mûsâ diyor ki: O esnâda ben, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretlerinin hayvanının arkasında Zât-ı risâletpenâhîleriyle birlikte beraberdim.


    Ve lisânımla



    diyordum.


    Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-Hazretleri bana hitâben:

    - Ey Abdullah bin Kays' buyurdu. Ben de icâbetle:
    - Lebbeyk yâ Resûllallah, dedim. Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretleri bana hitâben:

    - Ben sana cennet-i a'lânın hazînelerinden bir hazîneye delâlet edeyim mi? buyurunca ben hemen:
    - Babam ve anam sana fedâ olsun yâ resûlallah! Evet irşâd ediniz, dedim.
    Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretleri:



    "Ma'sıyetten sakınmak ve tâat ve ibâdetlerde kuvvet ve kudret ancak Allah Teâlâ Hazretlerinin tevfık-i Rab-bâniyyesi ve irâde-i Sübhâniyyesiyledir."(3)
    buyurdu.

    Yâni cümle âlemin müdebbir-i hakîkisi ve mutasarrıfı, hepsinin hâlikı olan Allah sübhanehu ve teâlâ-Hazretleridir, demektir.

    Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz'e ve ehl-i Beyt'ine salât ve selâm da duânın en mühim âdabındandır.


    Hadîs-i şerifte:



    "Yapılan bir duâda, Muhammed -aleyhi's-salâtü ve's-selâm- ve ehl-i Beytine salât ve selâm edilmedikçe o duâ, makam-ı icâbete vâsıl olamaz."(4) buyurulmuştur.

    Duâ eden kimse, duânın başında, ortasında ve sonunda Peygamber Efendimize salât ve selâmı tekrar etmeli. Hulûs-i kalb, nezâfet, tahâret, istikbâl-i kıble, izhâr-ı tezellül, tazarru, enbiyâ ve evliyâ ile tevessül, günahkâr ve mücrim olduğunu ikrar ile tevbe ve istiğfar edip haram lokmadan ictinâb etmelidir. Bu sûretle yapılacak hayır duâların kabûlü hakkında şübhe etmemelidir.

    Şunu da ilâve edelim ki:
    Nâsın bâzısı her ne kadar Cenâbı-Hakk'ın kazâ ve kaderine rızâ gösterip sükût eylemeyi duâya tercîh etmişlerse de, muhakkik âlimlerin ekserisi, dünyâ ve âhiret işlerinin esbâbından müretteb olduğunu, müstecâb duâlar ise sebeblerden berî bulunduğunu beyân ile, duâyı terketmek, kazâya rızâ göstermek fikriyle bir şey yememek, şiddetli kışda elbise giymemek, hasta olunduğunda ilâç, muharebede silâh kullanmamak gibi bir takım meşru' olmayan hareketleri irtikâb etmek gibidir, demişlerdir.

    Husûsiyle duâ izhâr-ı ihtiyâç, Cenâb-ı Hakk'a ilticâ olduğundan müstakıllen bir ibâdet makamına kaaim olacağından şu halde lisânen duâ eylemek ve kalben tazarruda bulunmak gerekmektedir.

    --------------------------------------------------------------------------------
    (1) Buhârî, Deavât,, 21.
    (2)Tirmizî,Deavât, 12.
    (3) Buhârî, Megazî, 38.
    (4) Buhârî, Megazî, 38.

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 11/9/2009 - Ramazan'ın kalbi olan Kadir Gecesi'nde nasıl dua edelim?
  • Kategori: Dua
    1. Kadir Gecesi, Kadir Sûresi'nde de ifade edildiği üzere, "Kur'an'ın indirildiği; bin aydan daha hayırlı olan; Rab'lerinin izniyle Ruh ve meleklerin her türlü iş için indiği; tan yeri ağarıncaya kadar esenlik, huzur ve güven kaynağı olan" (Kadir, 97/1-5) bir gecedir.

    Mademki, bu geceyi bin aydan hayırlı yapan şey, Kur'an'ın bu gecede indirilmesidir; öyleyse bizler bu geceyi Kur'an'ı okuma, anlama, yaşama ve yaşatma ziyafeti yapmalıyız. Kur'an'ın manasına ve tefsirine ağırlık vererek onu idrak etmeli ve yaşamalıyız. Anladıkça ve yaşadıkça onu yaşatmanın aşkını ve şevkini yaşamalıyız. Ayrıca bu geceyi, nafile namaz ve duayla geçirmemiz tavsiye edilmiştir. Çünkü Sevgili Peygamberimiz: "Kim inanarak ve Hak rızası için Kadir Gecesi'nde kalkarsa, (namaz kılar, ibadet ederse) onun geçmiş günahları affedilir." (Buhari, Leyletü'l-Kadr, 1) buyurur.

    2. Bu gece maddi ve manevi bütün nimetlerin müminin gönlüne yağdığı, iki cihanın bayram oluş müjdesinin müminin gönlünde hissedildiği, Kur'an, ibadet ve oruçla ruhun yükselişini zihnin de müşahede ettiği bir gecedir. Böylesine bir gecede, ilahi yardım ve manevi fetihler sağanak yağmur gibi müminin gönlünü ve zihnini serinletir. Dünya kaygılarından ve dertlerinden özgürleştirir. Kur'an-ı Kerim'de Rabb'imizin bizlere çok büyük nimetler ikram ettiğini gördüğümüzde, Allah'tan hatalarımız için bağışlanma dilememiz emredilmiştir. Bu hakikati Rabb'imiz, "Allah'ın yardımı ve fethi geldiği zaman, insanların bölük bölük Allah'ın dinine girdiğini gördüğün zaman, Allah'ı hamd ile tesbih et. O'ndan af dile. Şüphesiz ki Allah tevbeleri kabul edendir." (Nasr, 110/1-3) ayetleriyle vurgulamıştır. Çünkü istiğfar, (Allah'tan bağışlanma dileme) "Ben başardım..." cümleleriyle başlayan insanın içindeki başarı hırsına ve her şeyi sahiplenme meyline engel olur. İnsanın bütün başarı ve zaferleri kendinden bilerek Allah'ı devreden çıkarma durumunu ortadan kaldırır. Bu nedenle bu gecede hatalarımız için af dileyerek yüceliyoruz.

    3. Başarıyı ve nimeti kendinden bilme, insanı kibre düşürür. Kibir ise küfre götüren bir zehirdir. Kibrin baş düşmanı, tevazudur. Huşu Hakk'a boyun eğmek, tevazu Hakk'a teslim olmak, Hakk'ın hükmüne itirazdan vazgeçmektir. Bu iki kavramın da en güzel halleri namaz ve oruçla yaşanır. Bu dua, Kadir Gecesi'nde bizi Kur'an, namaz ve orucun bu güzel iklimine davet eder; bu iklimi ruhumuza hissettirir.

    4. Bu duada Rabb'imizin sonsuz ikramlarını ve affediciliğini hissederiz. Tevbenin güzelliğini ve affedilmenin vazgeçilmezliğini bir nefes gibi içimize çekeriz. Tevbe ve istiğfar, Allah hariç her şeyden dönmek ve yüz çevirmektir. Sıradan insanların tevbesi, günahları içindir. Allah dostlarının tevbesi ise Rabb'lerini unutarak geçirdikleri her an içindir. Mevlânâ Hazretleri tevbe hakkında şunları söyler: "Ecel akşamı gittikçe yaklaşmada. Bu oyun, ne vakte kadar? Gel artık, onu terk et, yeter. Tevbe atına binip hırsıza yetiş, ondan elbiselerini geri al." Biz de bu duayla istiğfar ve tevbe atına binip ulvi âlemlere yükseldikçe Kur'an'ın ve Ramazan'ın himmet ve hikmetini hissederek bayramı karşılıyoruz.

    5. Ecel akşamı kapımızı çalmadan tevbe atıyla bizleri manevi miraçlarımıza, Seni sevmenin doruklarına çıkar. Senin zikrinle ve şükrünle coşan, rızanla Sana koşan, Senin için ağlayan, cennet ve Cemalullah'ta Seninle huzuru bulan, bütün kapıları Senin sevgine kapı ve vesile yapan, helallerine ve emirlerine sımsıkı yapışmakla mutluluğu yakalayan kullarından eyle bizi...

    Allah'ım Sen affedicisin, affı seversin, beni de affet

    Hz. Aişe, Kadir Gecesi'ne ermenin şükrünü ve şevkini idrak etmek için Rasûlullah'a yönelip şöyle bir soru soruyor: Ya Rasûllallah, Kadir Gecesi'ne erme şerefine nail olursam nasıl dua edeyim, dedim: Rasûlullah da şu duayı okumamı söyledi:

    "Allah'ım Sen affedicisin, affı seversin, beni de affet.

     (Allahümme inneke afüvvün, tuhibbu'l-afve, fa'fü annî)"

    Tirmizi, Da'avât, 89

    Esma Sayın Ekerim

    Esma Sayın Ekerim
    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 19/7/2009 - Miraç kandili duası
  • Kategori: Dua
    Euzü billahi mineş-şeytanir-racîm
    Bismillahir-rahmanir-rahîm


    Ey Bizleri varlığa erdiren
    Var olmadaki sonsuz zevki gönüllerimize duyuran
    Güzeller Güzeli Rabbimiz!
    Sana sonsuz hamd ü senalar olsun.

    Kainatın İftihar Tablosu Peygamber Efendimiz'e Sonsuz salât ü selam olsun.

    Gufranla ufkumuzda tüllenen şu mübarek gecede bir kere daha dergâh-ı ilahînin önünde el açıp yalvarıyoruz:

    1. YA İLAHEL-ALEMİN!

    Bize verdiğin isteme duygusu ve istenenleri vereceğin inancıyla rahmetinin vüs'ati genişliğindeki kapına dayanıyor, şu mübarek gecede bir kere daha hâlimizi arz etmek istiyoruz. Hâlimiz Sana ayan, söyleyeceklerimiz bildiklerinin bir kısmını beyan. Beklediğimiz asırlardan beri bizi kıvrım kıvrım kıvrandıran dertlerimize derman.. İcabet buyur ey Rahîm ü Rahmân!

    2. EY ÇARESİZLER ÇARESİ!

    Senin dualara icabet etme mecburiyetin yoktur; ama bizim ona ihtiyacımız hissettiklerimizden de çoktur. Bütün dileklerimizi kabul buyur ve bunları kabulünü vicdanlarımıza duyur; aç ve yalnızlıkla tir tir titreyen kalblerimizi iman ve itminanla doyur.

    Ciddi bir yol almış sayılmasak da yıllar var hep yollardayız. Ufkumuz gam ve kederle tülleniyor. Önümüzdeki engebeler beşer takatini aşkın görünüyor. Ümmet-i Muhammed (aleyhissalatü vet-teslîmât) perişan, derbeder ve ızdırap içinde.. Müslümanlık gelenek ve göreneklerin darlığına mahkum.. İbadet ü tâat kültür televvünlü.. Duygular, düşünceler fantezilere emanet.. Mücadelelerin esası da çıkarlar, menfaatler, ırkî mülahazalara dayalı. Sen bizlere çıkar yol lutfeyle ya Rabbi!

    3.YA RAB!

    Önümüzdeki şu upuzun hayat yolculuğunda, bizi kendi idrak ve ihsaslarımızın darlığıyla başbaşa bırakma; akıllarımızı inhiraf ve sürçmelerden, nefislerimizi cismânîliğin baskılarından, gönüllerimizi de hevâ ve heveslerin öldürücü oklarından sıyanet eyle. Kapının kullarını; ilimde kibir u gururdan, ibadette riya ve gafletten ve duygularına renk attıran ülfetten koru. Senin yolunda yürüyor gibi görünüp Senden uzaklaşmak, kurbet atmosferinde içiçe firkat yaşamak, hep rızadan söz edip gazap arkasından koşmak ne acıdır! Sen bizi kazanç yolu sanılan bu tür haybet vadilerinde ömür tüketmekten muhafaza buyur ya Rabbi.

    4. EY GÜNAHLARI BAĞIŞLAYAN!

    Şu mübarek gece hürmetine Bizleri bağışla, öyle bir dünyada hayata gözlerimizi açtık ve öyle bir alemde yaşıyoruz ki, önümüzde tuzak, arkamızda tuzak; uğrayıp geçtiğimiz her yerde nefis, şeytan ve aynı takımdan binlerce ifrit ağını germiş av bekliyor; yol boyu yüzlerce fitne ocağı ve isi-dumanı gelip sinelerimize oturuyor. İnayetine ihtiyacımız açık, çaresizliğimiz her halimizden belli; bizleri yara-bere almadan hedefe ancak Sen ulaştırabilir ve bu güne kadar elli defa çatlamış, kırılmış ruh dünyamızı da ancak Sen tamir edebilirsin. İçimizi Sana döküyor, kusurlarımızı Sana açıyor ve bize yeniden insan olma yollarını göstermeni diliyoruz ya Rabbi!

    5. EY KENDİSİNE YÜKSELEN ELLERİ BOŞ ÇEVİRMEYEN!

    Bir süre ayrı düştükten sonra dönüp Sana gelenleri kovmayacağını vadediyorsun. Sana yönelenlere hep 'Gelin, gelin' diyorsun. Ey Rab! Böyle emekleye emekleye sürünmeyi de gelme kabul edeceksen, müsaade buyur 'Biz de geldik' diyelim. Geldik ve Sana, yolların amansızlığını, nefis, şeytan ve hevânın imansızlığını, bizim de dermansızlığımızı şikayet ediyoruz. Bilhassa, her zaman hatalara açık duran, mâsiyetlere meyyal bulunan ve ululuğuna karşı hep saygısız davranan, serkeş nefsimizi Sana şikayet ediyoruz. Sen bizleri nefsin ve şeytanın şerrinden muhafaza buyur ya Rabbi!

    Bizleri büyük-küçük hatalardan, günahlardan ve emirlerine karşı isyan kokan tavır ve davranışlardan arındır.. Ya Rabbi lisanlarımızı yalandan, gıybetten, Senin sevmediğin, hoşnut olmadığın bütün kirli sözlerden temizle.. Kalblerimizi gösterişten ve iki yüzlülükten muhafaza buyur ya Rabbi!

    Her hal ve tavrımızı rızan istikametinde eyle.. Niyetlerimizi ihlaslı kıl ve bize lütfettiğin bütün şeylerde de bereket ihsan eyle ya Rabbi!

    6. EY TALİHSİZLERİN SIĞINAĞI, EY ÂCİZLERİN GÜÇ KAYNAĞI, EY DERTLİLERİN TABİBİ VE EY YOLDA KALMIŞLARIN YOL GÖSTERENİ!

    Şu anda duygularımız derbeder, davranışlarımız ahenksiz, ruhlarımız kirli, ayaklarımız titrek, ellerimiz mefluç, çoğumuz itibarıyla ümitlerimiz sarsık, havalar boz-bulanık, mağripler hicranla tül tül, maşrıklar lütfuna kalmış... İşte böyle bir dağınıklık içinde Sana geldik. Böyle gelenlerin ilki değiliz, sonuncusu da olmayacağız. Rahmetin, bu garip pişmanların ümit kapısı, bizler de bu kapının önündeki liyakatsiz dilenciler. Şimdiye kadar gelip Senin kapında ihtiyaç izhar edenlerden boş dönen hiç olmamış; hiçbir kaçkın ve pişman da o kapıdan kovulmamıştır. O kapı Senin kapın, onun başkalarından farkı da her gelene affındır. Bizi hilm ü silminle güçlendir. Zalimlere de varlığını duyur.

    7. EY HER DUADA BULUNANA İCABET EDEN ULULUK TAHTININ SULTANI!

    Şu mübarek gecede binler, yüz binler Senin karşında divan durarak ellerimizi Sana açıyor ve külliyet kesbetmiş niyaz edalı soluklarımızla, kullarına her zaman açık bulunan, hiç olmazsa aralık duran rahmet desenli kapının tokmağına inleyerek dokunuyor ve "Biz geldik" diyoruz. Herkesi ve her şeyi görüp gözettiğine, her sese ve herkese merhamet ettiğine gönülden inanarak kaçkınlığımızı muvakkat dahi olsa görmüyor, günahlarımızı af çağlayanların içinde tasavvur ediyor, karıştırdığımız haltlara değil, Senin afv u safhına bakıyor ve ümitlerimizi ona bağlıyoruz; Enîsimiz Sen isen, çevrenin vahşetinden bize ne! Her yanda şeytan ve avenesi içten içe homurdanıp duruyorlarmış, Sen bizimle olduktan sonra ne ifade eder ki!

    Sen her şeyin biricik hâkimisin ve hükmünü engelleyecek bir güç de yoktur. Sen saltanat dairen içinde en küçük şeyleri görür, en cılız sesleri işitir, hiçbir şeyi ve hiçbir kimseyi cevapsız bırakmazsın.

    8. EY YÜCELER YÜCESİ!

    Sen biliyorsun, biz de bunun farkındayız; ömrümüzün hasenât kefesi bomboş, pek çoğumuz itibarıyla bir ihlâs bezginliği içindeyiz. Çoğumuz gafil, bedbin, dünsüz-yarınsız sefil birer hâlzede gibi aktüalite ile iç içeyiz. Her hâlimizde âlâyiş, gösteriş, köpük köpük hevâ ve heves; sürekli zevk u sefâya, makama, mansıba, şöhrete, şana ve dünyevî hülyalara oynuyoruz. Yığınların rüya ve hülyaları ekonomi ve refah; taptıkları da dolar, dinar ve euro. Ruhlar meflûç, kalbler kötürüm, basîret âmâ, düşünceler kirli, davranışlar da tam buna göre... Gece ve gündüz gibi iki yüzlü yaşıyoruz, ak görünüyor kapkara davranıyoruz; idare ve siyaset deyip hem ışık türküleri söylüyor hem de karanlık ağıtları mırıldanıyoruz. Devirlere, dönemlere göre renkten renge giriyor, bukalemunları şaşırtacak mârifetler (!) sergiliyor ve aldatmayı beceri kabul ediyoruz.

    9. EY RAB!

    Ellerimiz-ağızlarımız, gözlerimiz-kulaklarımız, dillerimiz-dudaklarımız yaratılış gayelerinden fersah fersah uzak ve âdeta nankörlüğe kilitli; eller memnû meyvelerde, ağızlar harama açık duruyor; gözler başkalarının kusur müfettişi.. Yalan revaçta, hıyanet âdiyattan bir şey, hakkın ismi var sadece; adalet "sayyâd-ı bîinsaf"ların hazırladığı kapanların önüne saçılmış birkaç dane gibi bir şey; vefa Kafdağı'nın arkasında, ahde hürmet unutulup da bir köşede kalmış; buna karşılık haksızlık firavunları utandıracak dorukta. Makam sevgisi, şöhret hissi, rahat etme düşüncesi, tenperverlik duygusu boyunlarımızda âdeta çelikten bir kement; her biri birer gayya olan bu duygulardan bir türlü kurtulamıyor ve mahiyet-i nefsü'l-emriyemize göre kendimiz olamıyoruz. Dünya ve ukbâ kazancı adına ne ciddî bir hesap ne de tutarlı bir plâna sahibiz. Kazançlar kuşağında sürekli kaybediyoruz; kaybederken de muhtemel daha kötü durumlarla teselli olmaya çalışıyoruz. Zamanı suçlama, şartlara lânetler yağdırma da ayrı bir avunma yolu.

    Bütün bunlara rağmen ya Rab! Bizi bize bırakmaman en büyük dileğimiz. Kendimiz edip kendimiz bulsak da, rahmetin, istihkaklarımıza lütuf televvünlü haklar bahşedecek vüs'atte. Sen bizlere lütfunla muamelede bulun ya Rabbi!

    Dua edenlere cevap veren Sen, ızdırapları dindirip ihtiyaçları gideren Sen, devrilenleri kaldırıp doğrultan Sen, çatlayıp kırılanları sarıp-sarmalayıp tedavi eden de Sensin! Senden ayrı kalışımız ruhumuza renk attırdı; nefsânîlik ve gaflet, ibadetlerimizin mânâ ve özünü alıp götürdü; samimiyetsizlik dualarımızın kolunu-kanadını kırdı. Sinelerimiz bomboş, düşüncelerimiz tutarsız, kalbî ve ruhî hastalıklarımız bizi yere sermek üzere.. Var eden Sensin, yok eden de Sen; uzak tutan Sensin, yaklaştıran da Sen; Sen bizi biz etmeseydin biz bu duyduklarımızı duyamaz ve bize imanın neş'esini tattırmasaydın şu söylediklerimizi mırıldanamazdık. Verdiklerin vereceklerinin referansı; diliyor ve dileniyoruz, bize yakınlığını duyur ve benliğimizde Sana karşı yaklaşma heyecanları uyar.

    10. EY RAB!

    Elimizden tut, dostlarının yüzüne baktığın gibi bize de rahmetinle teveccühte bulun.. İç dünyamızı varlığının ziyasıyla nurlandır ve bizi Sensizliğin zulmetlerinden, zindanlarından halâs eyle; halâs eyle ve eşiğine baş koymuş kapının şu sadık kullarını yalnız bırakma. Senden kalblerimize ışık, iradelerimize güç, düşüncelerimize istikamet, niyetlerimize de hulûs istiyoruz. Bizleri iç dünyamızla yeniden inşa ederek ruhlarımıza ahsen-i takvîm sırrını duyur.

    11. EY AFFI TECZİYESİNİN ÖNÜNDE RAHMET TAHTININ SULTANI!

    Bu mukaddes miraç gecesinde bizleri de bağışla, öyle bir dünyada hayata gözlerimizi açtık ve öyle bir âlemde yaşıyoruz ki, önümüzde tuzak, arkamızda tuzak; uğrayıp geçtiğimiz her yerde nefis, şeytan ve aynı takımdan binlerce ifrit ağını germiş av bekliyor; yol boyu yüzlerce fitne ocağı ve isi-dumanı gelip sinelerimize oturuyor. İnayetine ihtiyacımız açık, çaresizliğimiz her hâlimizden belli; bizleri yara-bere almadan hedefe ancak Sen ulaştırabilir ve bugüne kadar elli defa çatlamış, kırılmış ruh dünyamızı da ancak Sen tamir edebilirsin. İçimizi Sana döküyor, kusurlarımızı Sana açıyor ve bize yeniden insan olma yollarını göstermeni diliyoruz.

    Ey Yüceler Yücesi!

    Efendimiz Hazreti Muhammed'e, Muallâ aile efradına ve bütün ashab-ı güzînine salât u selam ederek bunları Senden dileniyoruz; dualarımızı kabul buyur ya Rabbi!..

    Amin amin amin
    Velhamdü lillahi Rabbil aleminel-fatiha
    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 14/1/2009 - Sekine duasi
  • Kategori: Dua


    Sekîne duâsı nelerden bahseder? Bu duâyı on dokuz defa okumamızın sırrı ve hikmeti nedir? Bu duâyı nerede ve ne zaman okumalıyız?”

    Aslı vahye dayanan yüksek, sırlı, tılsımlı, feyizli ve kuvvetli duâlardan birisi de Sekîne’dir Hazret-i Cebrâil Aleyhisselâm Peygamber Efendimizin (asm) huzurunda bir sayfa indiriyor ALLAH’ın altı ismi yazılı bulunan bu esrarlı ve tılsımlı duâ sayfası Hazret-i Ali’ye (ra) tebliğ ediliyor Hazret-i Ali (ra) bu hâdiseyi şöyle anlatıyor: “Ben Cebrâil’i gökkuşağı gibi semâyı kuşatmış olarak gördüm Sesini işittim Sayfayı aldım Sayfada ALLAH’ın Ferd, Hayy, Kayyûm, Hakem, Adl ve Kuddûs isimlerini yazılı buldum”1

    Sekîne ile bildirilen ve ALLAH’ın Ferd, Hayy, Kayyûm, Hakem, Adl ve Kuddûs isimlerinden ibâret olan bu altı ismi Hazret-i Ali (ra) için ism-i azamdır Bu isimlerden Hakem ve Adl isimleri İmam-ı Azam için ism-i azamdır Hayy ismi, Abdülkadir-i Geylânî için ism-i azamdır Kayyûm ismi, İmam-ı Rabbânî için ism-i azamdır2 Kezâ bu isimlerin tamamının asrımızda bir meyvesi zuhur etmiştir: Risâle-i Nûr3

    Üstad Bedîüzzaman Hazretleri Risâle-i Nûr’u bu altı ismin mazhariyetinde telif etmiş, Otuzuncu Lem’ayı da özel olarak bu altı ismin izah ve tefsîrine ayırmıştır

    Bu isimlerin mânâları kısaca şöyledir:

    Ferd: ALLAH birdir, tektir, yegânedir, biriciktir, istiklal ve infirad Sahibidir

    Hayy: ALLAH sonsuz diridir, ezelî, ebedî ve ölümsüz hayat Sahibidir Herşeye hayatı veren, herşeyi dirilten O’dur

    Kayyûm: ALLAH dâimâ kâimdir, tabir câizse dâimâ ayaktadır, yarattığı herşeye hâkimdir, varlıkları dilediği gibi idare eder, sevk eder ve yönlendirir, her şey O’nunla var olur, O’nunla ayakta durur, O’nunla devam eder ALLAH’ı ne bir uyku ve ne bir gaflet hâli almaz Göklerde ve yerde ne varsa, O’nun irâdesiyle ve kayyûmiyetiyle varlığını sürdürür ve ayakta kalır

    Hakem: ALLAH hüküm Sahibidir, hikmet Sahibidir, yarattığı herşeyde bir hikmet ve bir fayda gözetmesi O’nun yüksek âdetindendir Faydasız ve boşu boşuna bir şeyi yaratmaz Yarattıklarını gözetler ve denetler Kullarından haklıyı ve haksızı ayırır, aralarında hak ve adâletle hükmeder

    Adl: ALLAH adâlet sahibidir, her yarattığına hakkı olan herşeyi verir, hiç kimseye hiçbir zaman haksızlık yapmaz, mahşerde adâletle hükmeder, cezası zulüm veya haksızlık değil, adaletten ibarettir ALLAH kendisi adaet sahibi olduğu gibi, kullarına da her işlerinde adaleti emreder

    Kuddûs: ALLAH paktır, temizdir, noksanlıklardan, kusurlardan, âcizliklerden, küfür ve dalâlet ehlinin düşündüğü her türlü eksik sıfatlardan münezzehtir ALLAH kemâl sıfatlar sahibidir O’nun her sıfatı, her ismi, her işi, her fiili mükemmeldir Varlıkları mükemmel, kusursuz, temiz ve pâk yaratır Temizliği sever, temizliği emreder, işlediklerinden pişman olan ve tövbe eden kullarını günahlarından arındırır ve temiz kılar

    Sekîne’de bu isimlerin zikrinden sonra on dokuz harfli on dokuz âyetle ALLAH’tan istimdat edilir, ALLAH’a sığınılır, muhtelif isimleri ile ALLAH zikredilerek dünyevî ve uhrevî her sıkıntımızı aşmamız için bu isimlerin feyiz ve bereketi istenir

    Kısaca arz edelim:
    1- ALLAH her sıkıntıdan sonra kolaylık lütfedecektir4
    2- Yüzlerin sıkıntısı Hayy-ı Kayyûm içindir5
    3- ALLAH size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir6
    4- ALLAH tövbeleri çok kabul edici ve kullarına çok merhamet edicidir7
    5- Muhakkak ki, ALLAH çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir8
    6- Muhakkak ki, ALLAH herşeye gücü yettiği halde çok bağışlayıcıdır9
    7- Şüphesiz ALLAH herşeyi hakkıyla işitir, ve herşeyi hakkıyla görür10
    8- Şüphesiz ALLAH herşeyi hakkıyla bilir ve her işi hikmetle yerine getirir11
    9- Muhakkak ki, ALLAH sizin üzerinizde gözeticidir ve her halinizi görür12
    10- Biz sana apaçık bir fetih yolu açtık13
    11- Ve ALLAH sana pek şerefli bir zaferle yardım etsin14
    12- Şüphesiz ALLAH’a tâbi olan topluluk gerçek gâliplerin tâ kendisidir15
    13- Muhakkak ki ALLAH azabında pek kuvvetlidir ve kudreti her şeye galip olandır16
    14- Muhakkak ki hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ve her türlü övgüye lâyık olan ancak ALLAH’tır17
    15- ALLAH bana yeter O’ndan başka ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur18
    16- ALLAH bize yeter O ne güzel vekildir19
    17- En büyük korku olan kıyâmetin dehşeti onlara üzüntü vermez20
    18- Ancak Sana kulluk eder ve ancak Senden yardım isteriz21
    19- Ve âlemlerin Rabbi olan ALLAH’a hamd olsun22

    Üstad Hazretleri on dokuz Kur’ân âyetinden alınan on dokuzar harfli bu yüksek ve öz metinlerin besmeleden itibaren on dokuz defa okunmasını tavsiye etmiştir23 On dokuz rakamı Kur’ân’dan alınan bir şifredir Bilindiği gibi, Kur’ân’da ebedî âlemlerle ilgili verilen bir haberde on dokuz adedi telâffuz ediliyor24

    Seksen yılı aşkın hayatı boyunca karşılaştığı dehşetli fitnelerden hârika bir sûrette korunmuş olan Üstad Saîd Nursî Hazretlerinin, İmam-ı Gazalî yoluyla Hazret-i Ali’den (ra) ders aldığı Sekîne gibi yüksek esrarlı evradı kendisine dâimî bir vird edinerek hiç terk etmeden okumuş olması25, bize, her sıkıntı ve fitne ânında sığınacağımız açık ve koruyucu bir kapı olduğunu göstermeye yeterlidir

    Dipnotlar:
    1- Lem’alar, İstanbul, 2001, s 193;
    2- Lem’alar, İstanbul, 2001, s 520;
    3- Lem’alar, İstanbul, 2001, s 198;
    4- İnşirah Sûresi, 5 ve 6 âyetten alınmıştır;
    5- Kısmen Bakara Sûresi, 255 âyetten iktibastır
    6- Hadîd Sûresi, 9 âyetinden alınmıştır
    7- Nisâ Sûresi, 16 âyetten alınmıştır
    8- Nisâ Sûresi: 23 âyetten alınmıştır
    9- Nisâ Sûresi: 149 âyetten alınmıştır
    10- Nisâ Sûresi: 58 âyetten alınmıştır
    11- Nisâ Sûresi: 11 âyetten alınmıştır
    12- Nisâ Sûresi: 1 âyetten alınmıştır
    13- Fetih Sûresi: 1 âyettir
    14- Fetih Sûresi: 3 âyettir
    15- Mâide Sûresi: 56 âyetten alınmıştır
    16- Hûd Sûresi: 66 âyetten alınmıştır
    17- Hac Sûresi: 64 âyetten alınmıştır
    18- Tevbe Sûresi: 129 âyetten alınmıştır
    19- Âl-i İmrân Sûresi: 173 âyetten alınmıştır
    20- Enbiyâ Sûresi Sûresi: 103 âyetten alınmıştır
    21- Fâtihâ Sûresi: 5 âyettir
    22- Fâtiha Sûresi: 1 âyetten alınmıştır
    23- Hizbü’l-Envâri’l-Hakâikı’n-Nûriye, s 119
    24- Bakınız: Müddessir Sûresi: 30
    25- Lem’alar, İstanbul, 2001, 197
    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 28/12/2008 - İstiğfar kasidesi
  • Kategori: Dua

    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ



    1.Beyt
    بِسْمِ اللهِ اَبْتَدِى فِى كُلِّمُحْتَرَمٍ
    وَالْحَمْدُ لِلّهِ فِىبَدْءِى وَمُخْتَتَمٍ

    Hürmeti gereken her şeyde bismillah demekle başlarım.
    İşimin başında ve sonunda Elhamdu Lillah derim=güzel övgüleri ALLAH’a tahsis ederim.

    2.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ مَوْلاَنَا وَ خَالِقُنَا
    مِنْ كُلِّ تَقْصِيرِنَا بِا شُّكْرِ لِلنِّعَمِ

    Nimetlerine şükürle mukabele ettiğim halde Bütün taksiratımızdan dolayı Mevlamız ve Yaratıcımız olan ALLAH Teala’dan mağfiretimi dilerim.

    3.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ مُجْرِىالْفُلْكِبِظُّلَمِ
    عَلَى عُبَابٍ مِنَالتَّيَارِ مُلْتَطِمِ

    O Zat-ı Akdes,karanlıkta dalgalardan birikmiş köpükler üzerinede gemileri yüzdürendir Estağfirullah-el’Azim

    4.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ مُنْجِى الْمُسْتَجِيرِبِهِ
    اِذَا اَلَمَّ بِهِ طَيْفٌمِنَ اللَّمَمِ

    O Zat-ı Akdes, dimağında günahların arzusu suretlendiği zamada güven isteyen kimseyi kurtarıcıdır. Estağfirullah-el’Azim

    5.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ غَفَّارَ الذُّ نُوبِلِمَنْ
    بِاْلاِ نْكِسَارِ اَتَىوالذُّلِّ وَالنَّدَمِ

    O Zat- Akdes, pişmanlık, zillet ve kırılmakla kırılan kimseleri çoğu zaman mağfiret edendir. Estağfirullah-el’Azim

    6.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ سَتَّارَالْعُيُوبِعَلَى
    اَهْلِ العُيُوبِوَوَمُنْجِيهِم مِنَ النِّقَمِ

    O Zat-ı Akdes,suçluların ayıblarını çoğu zaman örtbas eden ve onları beladan kurtarandır. Estağfirullah-el’Azim

    7.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ مَنْ سِرِّى وَمِنْعَلَنِى
    وَمِنْتَقَلُّبِقَلْبِى وَبْتِسَامِ فَمِ

    Gizliliğimden,aşikaremden,kalbimin tepe taklak çevirilmesinden, gülümserliğimden dolayı Estağfirullah-el’Azim

    8.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ مِنْ نُطْقِى وَمِنْخُلُقِى
    وَشَيْنِ شَانِى وَمِنْشَكْلِى وَمِنْ شِيَمِ

    Düşünüp konuştuğumdan,ahlakımdan,hallerimden,şeklimden,tav rımdan dolayı Estağfirullah-el’Azim

    9.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ مِنْ سَمْعِ وَمِنْبَصَرِى
    وَمِنْ ضَمِيرِى وَمِنْفِكْرِى وَمِنْ كَلِمِى

    İşitmemden,görmemden,kalbimdeki gelip geçenlerden, zihnimde yerleşen ve konuştuğumdan dolayı Estağfirullah-el’Azim

    10.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ مِنْ قَوْلِى وَمِنْعَمَلِى
    وَمِنْ مُجَا هَدَتِىجَهْدِ وَ مِنْ شَاَمِ

    Sözümden,amelimden,mücahedelerimden,çalışmalarımda n ve uğursuzluğumdan dolayı Estağfirullah-el’Azim

    11.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ مَنْ جَهْلِ وَمِنْزَلَلِى
    وَمِنْ كَبَا ءِرِ آثَامِى وَمِنْ لَمَمِى

    Cehaletimden, ayak kaymalarımdan, büyük küçük günahlarımdan dolayı Estağfirullah-el’Azim

    12.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ مِمَّا قَدْ جَنَتْهُيَدِى
    مِنَ الْخَطَا يَاوَمِمَّا قَدََّمَتْ قَدَمِى

    Elimin işlediği,ayağımın yürüdüğü hatalarımdan dolayı Estağfirullah-el’Azim

    13.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ مِمَّا لَمْ تَكُنْكَسَبَتْ
    كَفَى وَمَااكْتَسَبَتْ فِى مَبْلَغِ الْحُلُمِ

    Ergenliğe ulaştğımda yeterli derecede kazandığım ve kazanamadığım şeylerden dolayı Estağfirullah-el’Azim

    14.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ مِنْ نَفْسِى و مِنْنَفَسِِى
    وَخَاطِرٍ وَخُطُورِالْوَهْمِ بِالتُّهَمِ

    Nefsimden,nefesimden,vesveselerimden töhmet altına sokmak sebebiyle aklımı bulandıran vehimden dolayı Estağfirullah-el’Azim

    15.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ مِنْ طَبْعِى وَمِنْطَمَعِى
    وَمِنْ تَحَوُّلِ حَالِى حَا لَةَ السَّقَمِ

    Tabiatimden,tamahkarlığımdan,halimin hastalık haline çevirilmesinden dolayı Estağfirullah-el’Azim

    16.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ مِنْ قَوْلِى اَنَا وَمَعِى
    وَلِى وَعِنْدِى و مِنْظَنِّى وَ مِنْ فَهِمِ

    ‘’Ben’’,’’Beraberimdedir’’,’’Benimdir,mülkümd ür’’, ’’Bana göre’’ deyişimden ve ‘’zannım’’dan,’’anlayışım’’dan dolayı Estağfirullah-el’Azim

    17.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ مِمَّا لَسْتُاَعْلَمُهُ
    وَ مَا عَلِمتُوَصَرَّفتُ بِالْقَلَمِ

    Bilmediğim,bildiğim ve kalemi harcadığım şeylerden dolayı Estağfirullah-el’Azim

    18.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ مِنْ نَوْمِى وَمِنْسِنَتِى
    وَيَقْظَتِى وَ بِهِمَا عِشْتُ مُعْتَصَمِ

    Uykumdan,uyuklamamdan,uyanıklığımdan,kendisine bağlandığım halde yaşandığım şeylerden dolayı Estağfirullah-el’Azim

    19.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ مِنْ يَوْمِىوَلَيْلَتِهِ
    وَمِنْ غَدٍقَبْلَ اَنْ يَبْدُو مِنَ الْعَدَمِ

    Günümden,gecemden,yokulu sahasından zuhur etmeden önce yarından dolayı Estağfirullah-el’Azim

    20.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ مِمَّا كَا نَ فِىصِغَرِى
    مِنَ الْخِلَافِلِعَصْرِ الشَّيْبِ وَالْهَرَمِ

    İhtiyarlık ve yıpranma asrına hilafla küçüklüğümde olan hatadan dolayı Estağfirullah-el’Azim

    21.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ مَا هَبَّتْيَمَانِيَةٌ
    وَسَحَّتِالسُّحْبُ فِى السَّاتِ وَالاَكَمِ

    Yemen rüzgarı estiği,bulutlar ova ve tepelerin üzerine yağmur yağdırdığı müddetçe Estağfirullah-el’Azim

    22.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ مَا سَارَ الْحَجِيجُاِلَى
    مَعَالِمَ شُرِّفَتْبِالْحِلِّ وَالْحَرَمِ

    İhramın bağlanılması ve çözülmesine tayin edilen şerefli yerelere hacılar seyrettiği müddetçe Estağfirullah-el’Azim

    23.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ مَا لاَحَ الصَّبَاحُوَمَا
    تَرَنَّمَ الْوَرْقُ فِىاْلاَغْصَانِ بِالنَّغَمِ

    Sabah parladığı ve dallardaki güvercinler nağmeyle terennüm ettiği müddetçe Estağfirullah-el’Azim

    24.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ تَعْدَادَ الْحُرُوفِوَمَا
    فِى الذِّكْرِ مِنْ آيَةٍتُتْلَى وَ مِنْ حِكَمٍ

    Harflerin,zikikr ve tilavet edilen hüküm ve hikmet dolusu ayetlerin kelime ve cümlelerinin adedince Estağfirullah-el’Azim

    25.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ تَعْدَادَ الْهَوَامِوَمَا
    فِىاْلاُفْقِ مِنْ عَا لَمٍ وَاْلاَرْضِِ مِنْعَلَمٍ

    Sahralarda biten bitkilerin,ufuktaki alemin,yerdeki yüksektepelerin adedince Estağfirullah-el’Azim

    26.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ تَعْدَادَ النَّبَاتِوَمَا
    فِى الْبَرِّ مِنْ نَعَمٍوَالْبَحْرِ مِنْ نِعَمِ

    Nebatat,karadaki hayvanlar ve denizdeki nimetler adedince Estağfirullah-el’Azim

    27.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ تَعْدَادَ الرِّيَاحِوَمَا
    تَجْرِى عَلَيْهِوَاْلاَوْقَاتِ وَالْقَسَمِ

    Rüzgarlar,rüzgarlarla geçen vakitler ve taksim edilen azıklar adedince Estağfirullah-el’Azim

    28.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ تَعْدَادَ الْكَوَاكِبِفِى
    دَاجِى الْغَيَاهِبِ مِنْبَادٍ وَمُكْتَتَمِ

    Zifiri karanlıkta gizli ve aşikar olan yıldızlar adedince Estağfirullah-el’Azim

    29.Beyt
    اَسْتَغْفِرُالله تَعْدَادَ الرِّمَالِوَمَا
    يَنْهَلُّ فِى عَالَمِالدُّنْيَا مِنَ الدِّيَمِ

    Kumlar ve dünya alemine yağan ve akan yağmurlar adedince Estağfirullah-el’Azim

    30.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ تَعْدَادَ الْخَلاَ ءِقِمِنْ
    اِنْسٍ وَجِنٍّ وَمِنْعُرْبٍ وَمِنْ عَجَمٍ

    Mahluklar,insanlar,cinler,Arablar ve Acemler adedince Estağfirullah-el’Azim

    31.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ تَعْدَادَ الْخَوَاطِرِفِى
    صُدُورِ اهْلِ التُّقَىوَالْعِلْمِ وَالْحِكَمِ

    Takva,ilim ve hikmet ehlinin göğüslerindeki hataralar adedince Estağfirullah-el’Azim

    32.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ جَلَّ اللهُ خَالِقُنَا
    بَارِى الْبَرَايَا وَ مُنْشِينَا مِنَالْعَدَمِ

    Yüce ALLAH yaratıcımızdır.Yaratmış olduğu mahlukunu temizleyendir.Bizi ve cimle mahlukunu yokluktan inşa=peyda edendir.Estağfirullah-el’Azim

    33.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ جَلَّ اللهُرَازِقُنَا
    قَبْلَ الْوُجُودِوَقَدْرَ سَا ءِرِ الْقِسَمِ

    Yüce ALLAH varlığımızdan ve sair taksimleri belirtmesinden önce bizi rızıklandırandır. Estağfirullah-el’Azim

    34.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ لاَتُحْصَى لَهُنِعَمٌ
    اَلْمُنْعِمُالْمُفْضِلُ الْمَوْصُوفُ بِالْكَتَمِ

    ALLAH’ın sayılmayacak kadar nimeti vardır:O Zat-ı Akdes nimet verendir,faziletli kılandır,kendisi Kendi Zatı’nı gizlemekle vasıflanandır. Estağfirullah-el’Azim

    35.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ جَلَّ اللهُقَابِضُنَا
    مُغْنِى الْقُرُونِوَمُغنِى سَاءِرِ اْلاُمَمِ

    Yüce ALLAH inayetinin tasaruffunun kabzasıyla dengemizi tutandır.Beldeleri ihtiyacsız kılan,o belde de yaşayan halkını zenginleştirendir. Estağfirullah-el’Azim

    36.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ جَلَّ اللهُبَاعِثُنَا
    بَعْدَ الْمَمَاتِوَمُحْىِ اْلاَعْظُمِ الرِّمَمِ

    Yüce ALLAH Öldükten sonra çürümüş kemiklerimizi dirilten ve bizi haşre gönderendir. Estağfirullah-el’Azim

    37.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ جَلَّ اللهُجَامِعُنَا
    لِيَوْمٍ مُزْدَحَمِاْلاَمْلاَكِ وَاْلاُمَمِ

    Yüce ALLAH,mülklerin ve ümmetlerin izdihamlı günü için bizi bir araya getirendir. Estağfirullah-el’Azim

    38.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ اَضْعَافًا مُضَاعَفَةً
    مِمَّا ذَكَرْتُ مِنَاْلاَجْنَاسِِ وَالنَّسَمِ

    Tohumlardan,cinslerden zikrettiğim adedlerin kat kat fazlasıyla Estağfirullah-el’Azim

    39.Beyt
    اَسْتَغْفِرُاللهَ لاَ اُحْصِى عَلَيْهِثَنَا
    اَثْنَى عَلَى نَفْسِهِمِنْ قَبْلُ فِى الْقِدَمِ

    Önceden ezelde Kendi Nefs’ini medh-u sena ettiği gibi O’nu medh-u sena edemediğim halde Estağfirullah-el’Azim

    40.Beyt
    ثُمَّ الصَّلاَةُ عَلَى الْمُخْتَارِ مِنْمُضَرِ
    خَيْرِ الْبَرِيَّةِمِنْ بَاكٍ وَ مُبْتَسِمٍ

    Sonra Rahmet yağmurları,ağlayan ve gülümseyen bütün mahlukun en hayırlısı,Mudar Kabilesi’nden seçilen Muhammed sallALLAHu aleyhi ve sellem’in üzerine olsun.

    41.Beyt
    وَاْلآلِ وَالصَّحْبِ وَالتَّسْلِيمُيَتْبَعُهَا
    مِنْ رَبَّنَاوَعَلَى اْلاَاَتْبَعِ كُلِّهِمِ


    Alinin ve ashabının üzerine olsun.Rabbi’mizden selamlar,onların ve ardınca gidenlerin hepsinin üzerine olsun

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 23/7/2008 - Ya Siz? En son nezaman Tevbe ettiniz..?
  • Kategori: Dua


    Bir kul, Allah-u Zülcelal' e karşı tevbe ettiği zaman, yerle göğün arasında yetmiş tane kandil yanar. Tabii melekler bunu gördükleri zaman bir münadi şöyle der: "Filan oğlu filan, Rabbi ile sulh (barış) yaptı." Çünkü kişi şeytanın yanında olduğu zaman, şeytan Allah-u Zülcelal' e düşman olduğu için, sanki o da düşman olmuş olur. Şeytanın yanından ayrılıp Allah-u Zülcelal' e karşı tevbe ettiği zaman, kendi Rabbi ile sulh yapmış olur.

    Öyle ise İslam Dini'nde bu tevbeden daha güzel bir şey var mıdır? İnsan için öyle büyük ve kıymetli bir nimettir ki, anlatmakla bitiremeyiz. Onun için tevbenin kıymetini iyi bilelim. Bazı insanlara; ‘Gelin tevbe edin' dediğimiz zaman o kimseler: "Allah, benim gibi bir adama azap verir mi?" diyerek bir kibrin ve ucbun (kendini beğenmişliğin) içine giriyorlar. Fakat Allah dostlarının onu gördüğü gibi, o da kendini görseydi, kıyamet gününde Allah-u Zülcelal' in azabına ne şekilde müstahak olduğunu anlayacaktı.

    Allah-u Zülcelal, bize karşı çok merhametli olmasına rağmen, O'nun bu merhametini maalesef değerlendiremiyoruz. Allah-u Zülcelal'e hamd-ü senalar olsun ki, bize çok büyük bir nimet olarak iman vermiş ve bu imandan sonrada tevbe nasip etmiştir. İnsan kendisinde bir ilerleme olmayıp yerinde saydığı zaman veya geri gittiği zaman, hemen tevbeye kaçmalıdır. "Acaba Allah-u Zülcelal bir günahtan dolayı bana gazaba mı geldi?" diyerek hemen tevbeye sarılmak lazımdır. Aylarca tevbeyi terketmek çok yanlıştır. Nice günahlar vardır ki, hepsini unutuyoruz fakat kıyamet gününde bu günahların hepsini zerre zerre göreceğiz. Bunların hepsi Allah-u Zülcelal' in yanında kayıtlıdır. Fakat o günahları şimdi unutmuşuz hiç hatırımıza gelmiyor. Onun için umumi olarak Allah-u Zülcelal' e karşı tevbe ederken, Allah-u Zülcelal bu unutmuş olduğumuz günahlarımızı da sevaba çevirecektir inşaallah!

    Ya Siz? En son nezaman Tevbe ettiniz..?

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 11/7/2008 - dua
  • Kategori: Dua


    ...dua...

    Dedi i: "Rabbim, doğrusu bana indirdiğin her hayra muhtacım. Kasas 24.


    Dediler ki: «Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan ve esirgemezsen, gerçekten hüsrana uğrayanlardan olacağız.
    Araf 23

    Rabbim, beni, annemi-babamı, mü'min olarak evime gireni, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla...
    Nuh 28

    ...Ey Rabbimiz! Ancak sana dayandık, yalnız sana yöneldik, dönüş Sana'dır.
    Mümtehine 4

    Rabbim, şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım. Rabbim onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.
    Müminun 97-98

    Rabbim, bağışla ve merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın.
    Müminun 118
    ...Rabbimiz, iman ettik, sen artık bizi bağışla ve bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın.
    Müminun 109


    Rabbimiz, kafirler için bizi fitne (deneme konusu) kılma ve bizi bağışla Rabbimiz. Şüphesiz Sen, üstün ve güçlüsün, hüküm ve hikmet sahibisin.
    Mümtehine 5

    Rabbimiz şüphesiz biz iman ettik, artık bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru.
    Al-i İmran 16

    Rabbimiz, cehennem azabını bizden geri çevir; gerçek şu ki, onun azabı ödenmesi kaçınılmaz bir borç (veya sürekli bir acıdır). Şüphesiz o, ne kötü bir karargâh ve ne kötü bir konaklama yeridir.
    Furkan 65-66


    Ey kalplari halden hale değiştiren (Allah'ım), benim kalbimi dinin üzere sabit kıl.
    (Tirmizi)
    Ey kalplare tasarruf eden Allah'ım! Kalplerimizi Sana itaat etmeye yönelt.
    Müslim

    ______________________________
    Allah’ım!
    Kanadı kırık bir kuş gibiyim.
    Uçsam uçamıyor, göçsem göçemiyorum.
    Yarım bırakılmış bir düş gibiyim.
    Yardan da, serden de geçemiyorum.
    Menzile erememe korkusu sardı benliğimi
    Kolum kanadım kırık, gönlüm bin pare!
    Ey kalpleri evirip çeviren, ey gönüller sahibi!
    Yaraları saran, dağılanı toplayan Sensin!
    Varlığım Senin varlığının şahidi
    Varlığım Senin Rahmetinin şahidi!

    Allah’ım!
    Yalnız Senden yardım diler yalnız Sana kulluk ederiz.
    Seni sığınak, barınak, tutamak bilir Ya Allah deriz.
    Şeytandan SANA sığınır e’uzu billah deriz.
    Her işe Seninle başlar bismillah deriz.
    Nimet verdiğinde gönülden şükrederiz.
    Versende aslanda elhamdülillah deriz.
    Hayran kaldığımızda maşallah,
    Pişman olduğumuz da estağfirullah deriz.
    Sevindiğimizde Allahuekber,
    Üzüldüğümüzde inna lillah deriz.
    Canımız sıkıldığında fe-subhanallah,
    Zafer kazandığımızda nasrun minallah,
    Rızık kazandığımızda er-rizku ‘alallah deriz.
    Bir işi arzu ettiğimizde inşallah,
    Bir işi başardığımızda biiznillah deriz.
    Güçlük karşısında la-havle ve-la kuvvete illa billah,
    Söz verdiğimizde v’Allah ve billah deriz.

    Allah’ım!
    Benliğimin yaktığı ateşte yakma beni!
    Beni nefsime kul etme, kul et nefsimi Sana!
    Bir lahza dahi bana bırakma beni!
    Sen bana yetersin, yetmem ben bana.
    Bilmediğimi bildir, görmediğimi göster!
    Sen bildirmezsen bilemem, göremem göstermezsen
    Gönlüme huzur,gözlerime nur, dizime derman ver!
    Sen “OL” deyince olur, olmaz “OL” demezsen.
    Canana can, cana canan, kalbe ferman ver!
    Al işte ellerim, uzattım sana!
    Ne olur, ne olur bırakma beni bana!
    Sen bana yetersin, yetmem ben bana!
    Allah’ım, ellerimi bırakma!
    Allah’ım!
    Bırakma bizi
    Tut elimizi!

    Mustafa İSLAMOĞLU
    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 17/5/2008 - DUA
  • Kategori: Dua

    Hamdolsun...

    Aydan geceyi, güneşten gündüzü vareden,

    İnciyi midyenin midesinde,

    Balı arının peteğinde vareden,

    Yağmurdan baharı, topraktan çiçeği vareden,

    Kalbimizi yoktan var eden Rabbimize hamdolsun.

    Allahım!

    Kalbimize nakşettiklerin için sana şükrediyoruz.

    Acıların karşılığında cenneti sunduğun,

    Günahlarımızı rahmetinle affettiğin,

    Sevgiyi bize verdiğin için,

    Sana şükürler olsun.

    Yokuşta elimizden tutan,

    Önderi bize dost kılan

    Melekleri bize arkadaş kılan.

    Aşkı kalbimize yoldaş kılan.

    Rabbimiz!

    Kalbimizdeki yaralarımızı iyileştir.

    Sana ve aşka yolculuğumuzu tamama erdir.

    Sevdiklerimizi koru.

    Çocukları koru.

    Senin adına dağları mesken tutanları koru.

    Bizi koru.

    Kalbimizi koru.

    Filistin’i koru.

    Çeçenistan’ı koru.

    Keşmir’i kou.

    Doğu Türkistanı koru.

    Afganistan’ı koru.

    Allahım!

    Bizi korkutma ki ;

    Bir ceylanız korkudan yüreğimiz telaşlanır.

    Bizi zorlukla sınama ki ;

    Kırılgan bir cesaretimiz var.

    Senden ayrı koma ki;

    Sevdiğimizden ayrılık,ferini alır gözlerimizin.

    Allahım!

    Bizi uzağında bırakma.

    Şahdamarımıza sırlarını akıt.

    Rabbim!

    Seni bilmenin heyecanını bize tattır.

    Alnımızı ateş denizlerine düşür her secde edişimizde,

    Kalbimizi gülle doldur.

    Yarabbi!

    Kalbimizi sevdir bize, kalbimizi koru,kalbimizi koru!

    Kalbimizi adadığımız rabbim!

    Adağımızı kabul et!

     

    AMİN

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 13/1/2008 - Allahım...
  • Kategori: Dua


    Allahım... dara düştüğünde seni hatırlayanlardan değil
    geniş vakitlerde sana iltica eden kullarından eyle bizi...

    Allahım... dua ettiğinde duaya icabetin istenenin istendiği zaman olması gibi anlayıp, dua ettim neden olmadı diyenlerden değil,
    duasına anında cevap geldiğinde bile ürperip, acaba böyle isteyerek ahirete bir şey bırakmadım mı diye korkarak gözyaşı dökenlerden eyle bizi...

    Allahım, kısıtlı zamanlarda, kısıtlı mekanlarda, hayatın aralıklarında seni ananlardan değil,
    her nefeste, her idrakte ubudiyet hisleriyle senin kulun olduğunu bilip ruhta incelip inleyenlerden eyle bizi....

    Allahım, yaşamak için öylece yaşayıp, şuursuzca günü tüketenlerden değil,
    ancak senin ismini, senin dinini ruhlara ulaştırıp hissettirebildiği zamanlarda yaşadığını hisseden hasbi ruhlardan eyle bizi...

    Allahım, hep her kusurunda hoşgörülüp affedilmeyi bekleyenlerden değil,
    nefsi söz konusu olduğun, mümince bir tavır adına hoşgörü ve tolerans kapısını ardına kadar açık tutanlardan eyle bizi...

    Allahım, şunun bunun değil,resulün efendimiz sas min, peygamberlein, sahabelerin, tabeinin, etbei tabeinin, ve Allah dostlarının hal ve hareketlerini taklit etmeyi ve

    onlara benzemeyi bize nasip et...


    ...kırık bir gönül, ve yaşlı gözlerle haykırırken huzuruna varmayı nasip et Allahım...

    amin, amin, amin...
    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 13/1/2008 - Tovbelerı kabul ettiğin için geldım
  • Kategori: Dua

    Geldim,

    İlk gelişim değil ki,
    Yaşarsam biliyorum,
    Son gelişimde olmayacak.............

    Nasıl geldim ise önceleri,
    Yine geldim..............

    Gelmem gerektiği için geldim........

    Sen gelenleri red etmediğin için geldim.............

    Utanmadan,
    Sıkılmadan
    Arlanmadan.............

    Geldim.............

    Başka kapım yokki gidecek............

    Gelişler sana olduğu için,
    Gidişlerin sana olması gerektiği için.......

    Yollların çıkışı,Varışı Sen olduğun için..........

    İşlediğim,
    Bin kabahata,
    Bin günaha rağmen...............

    Af talebi için geldim,
    Bağışlaman için................

    Merhametine geldim,
    Rahmetine..........

    İçime düşen bir pişmanlık sebebi ile........

    Bir kez daha,
    Bir kere daha

    Geldim...........

    Tövbe.................

    Bakacak yüzüm yok,
    Duracak halim yok,

    İçime düşen ateş ile geldim,
    Gözyaşlarım ile geldim..........

    Sana gelinmesi lazım,
    Birgün hepten sana gelinecek,

    O gün gelmeden gelinmesi gerektiği için geldim.............

    Geldim,

    Kötülüklerim ile,
    Çirkinliklerim ile,
    Azgınlıklarım ile,
    Sol yan kefesi dolu,
    Taşıyamadığım ağırlıklar ile geldim.............

    İçime doğduğunda tekrar aşk,
    Yaktığında bağrı,

    Gidiş yerim yok,
    Çarem yok,

    Boynum bükük,
    Yüzüm yok.............

    Hiçliği tekrar yaşıyarak,
    Kalbe doğan ümid ile,

    Ellerimi açarak,
    Yavrunun anneye duyduğu hasretten daha büyük bir hasret ile,

    Bilerek,
    Görerek,
    İsteyerek,

    Geldim......

    Tövbe..........

    Mülküm işte,
    Mülkiyetinin içinde bazen şımarık bir çocuk edası ile,

    İsyan,
    Nisyan,
    Hata,
    Günah ne varsa............

    Mülkünüm işte,
    Düştüğümde aşkın içinede,

    Mülkünüm...........

    Hepsini red ediyorum,
    Merhamet,
    Af diliyorum,
    Pişmanlık duyuyorum,
    Sana sığınıyorum,

    SAHİBİME,
    RABBİME.......

    Beni benden iyi bilensin,
    İçimi dışımı Herşeyi,
    Bilensin..........

    Yarab,
    Ümidsizler kapısı değilki kapın,

    Bu umud ile geldim............

    Tövbe...........

    TÖVBELERİ KABUL EDEN OLDUĞUN İÇİN GELDİM.............

    Geldim,
    Bugün yine sana geldim.............

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Hakkımda

    Bir El Tutki O da Seni Tutsun.
    free counters

    Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • RSS
  • cansofi
  • Nasihatler.Net
  • Bilvanis.Net
  • Menzil.Net
  • yakaza
  • Madca .1
  • Madca.2
  • Hayata gülümse
  • Sahranehir
  • revival
  • uslu
  • seymes
  • hezar
  • ferzane

    Kategoriler

    Arkadaşlarım

  • zikrullah
  • benyako
  • Blogcu Yardım
  • cansofi
  • digilak
  • 2563
  • farukterzi
  • Sayfa: 1 - Toplam: 2
    | Sonraki Sayfa
    www.r10.net küresel ısınmaya hayır seo yarışması