
O gül, aşkın mihrâbıdır,tende cânım “Gül” diyor, Mihrâbıdır “Gül” uşşâkın,âh eder bülbül diyor, Tende cânım âh eder, dil-beste gönül diyor, “Gül” diyor, bülbül diyor, gönül diyor,Rasûl diyor.
*** O, Efendiler Efendisi, ALLAH ’ın müjdesi, insanlığın müjdecisi, O, hem “Halîl” hem “Habîb”, hem “Sıddık” hem “El-Emîn” O, sevgi tohumları atıp, kardeşlik duyguları yeşerten; toprağa yağmur, karanlığa nûr, beşeriyete gurur ve gönlümüze sürûr olan Sevgililer Sevgilisi…
Bakın ne buyuruyor muhabbete ve zıddına dair: Sana günah olarak, husümeti devam ettirmen yeterlidir, çünkü bu, gıybete kapı açar.
Muhabbeti sâdık olanlar, sevdiğinin yolundan gider ve ona itaat eder… O’nun yolunun altın silsilesinden Bayezid-i Bistamî’ye (k.s.) müracaat eden bir derviş:
“Beni ALLAH ’a (c.c.) yaklaştıracak bir amel tavsiye et.” deyince. Bayezid (k.s.) ona, şu öğütte bulunur: “ALLAH ’ın veli kullarını sev! Onların gönlüne girmeye çalış! Çünkü ALLAH (c.c.), her gün o ariflerin kalplerine 360 defa nazar eder. Bu nazarlar esnasında seni de orada bulsun!..”
Süleyman (a.s.), Sebe melîkesi Belkıs’a îmana davet eden bir mektub gönderdi. O zaman putperest olan Belkıs mektubu okuyunca: “Beyler, ulular! Bana şerefli bir mektup gönderildi. Mektup Süleyman’dandır. Rahman ve Rahim olan ’ın adı ile başlamaktadır.” dedi. Bu tâzim dolayısıyla bazı alimler: “Belkıs, Süleyman’ın (a.s.) mektubuna hürmet edip değer verdiği için îman ile şereflendi.” demişlerdir.
Peygamberlerin ve evliyanın hakîkatinden uzak kalmış, onlardan feyz alamamış, esrar-ı ilahî’den nasipsiz olan ve şekilden öteye gidemeyen kimseler için Hz. Pir Mevlana (k.s.) buyurur: “Sen, solmuş ve ruhu çürümüş bir gönlü teneşir tahtasına yatırıp taraf-ı ilahî’ye götürüyorsun!..” Cenab-ı Hakk sana buyurdu ki: “Ey küstah ve cür’etkar! Burası kabir midir ki, huzuruma ölü bir kalb getiriyorsun?!.”
“Git de huzuruma esrar-ı ilahî ile diri olan bir gönül getir ki, dünyanın yeşillik ve gülistanlığı onun sayesindedir.”
|