Dostlardan birisi anlatıyor;
Allah razı olsun hızmetle görevli bir gardaşımızdan bir vesile ile
hakkını helal etmesini istedik. Güldü ve dedi ki;
-Allah razı olsun gardaşlar dedi, biz bu kapıya kimseden hak talep
etmeye gelmedik. Bizim işimiz Rabbimize kulluk ve hızmet etmek.
Gayrısını bilemeyiz. Biz tamamen Sultana teslim olmuşuz inşaallah.
Hak varsa da yoksa da onlar bilirler. Onların ak dediğine biz kara
diyemeyiz. Bakın bu mevzu ile ilgili bizim için ibret olmuş bir hadi-
seyi sizlere anlatalım inşaallah.
Bir zaman iki arkadaşa şahit olduk. Birisi devamlı iyilikle muamele
eder diğeri ise her zaman onu üzer, arkadaşlık hak ve hukukuna ria-
yet etmez idi. Ne zaman ki o haşarı arkadaş geldi ve Allah Dostundan
el alıp seyri sülük tuttu anladı. Yaptıkları için pişman oldu. Hemencecik
giderek;
-Gurban ne olur hakkını helal et sana karşı mahçubum dedi. arkadaşı
hayretle bakıp;
-Estağfirullah ne oldu ki dedi.
-Bu güne kadar ben sana arkadaşlık ve kardeşlik hakkına hukukuna
uygun davranmadım. Hatta sana eziyyet ve sıkıntı ettim. Amma sen
ise hiç bir şey olmamış gibi hep iyilik ettin onun için mahçubum dedi.
Arkadaşı boynunu büktü ve ibretle bakarak şöyle diyiverdi;
-Estağfirullah gardaş o senin amelin bu da bizim amelimiz. Biz her
halde Rıza-i İlahi ye uymakla mükellefiz. O hesap sizin bu hesap bizim.
Bunda bizim bir zararımız yok ki dedi.
Hızmetli gardaş sonra ilave ediverdi;
Allah razı olsun gardaşlar herkes önce kendi amelinden mesuldür. Ön-
celikle kendinden. Yevmi kıyamette bizi bizden soracaklar. Hem bakın
ki Gavs Hz.leri ne buyurdu;
-"Bir insan için yapabileceği en büyük hızmetlerin başında gelen kendini
hızmete hazır yetiştirmesidir...Kendi ahlakını güzelleştirmesidir...Örnek
insan olmasıdır."
Gurbanlar kendi temiz olmayanın temizlik yapması ne acaib iştir...


